Bugün: 05 Şubat 2012, Pazar

Sitede şu an 8 kişi bulunmaktadır.
Haber Aboneliği | İletişim | Ulaşım | Yayınlayan | RSS-Dashboard RSS
      ANASAYFA     HAKKIMIZDA     BASIN HİZMETLERİ     YAZARLAR     ALEVİLİK        Hz. Ali        Alevilik Nedir?        4 Kapı 40 Makam        Alevi-Bektaşilik        Düşkünlük Nedir?        Cem Töreni        Yedi Ulu Ozanımız        Yassı Muharrem        Cenaze Hizmetleri     PROJELER     BAĞLAMA KURSLARI     İÇ HİZMETLER          ZİYARETÇİ DEFTERİ
 

Alevilik Nedir?



KISACA ALEVİLİK

Alevilik Nedir?
Alevilik inanç, kültür ve toplumsal yaşamı kapsayan, 3 boyutlu bir öğreti, birçok inancın kaynaşmasından oluşan kendine özgü bir inançtır. Aleviler öğreti ve inançlarını Hak-Muhammed-Ali, Hünkar Bektaş Veli kamili insanlık yolu, kısaca ‘YOL’ olarak tanımlarlar.
Alevi-Bektaşi inancın temel ilke ve ikrarnamasi: Eline Diline Beline (EDEBe) sahip olmaktır.

Alevilikte tanrı inancı;
Aleviler insan ve doğanın uzaydaki tüm varlıkların birliğine, (Vahdeti-Mevcut = varlığın birliği) aynı kaynaktan oluştuğu düşüncesine ve tanrının (Allah’ın) bunların toplamı olduğuna ve tanrının, alemde en mükemmel varlık olan insanın özünde olduğuna inanırlar.


Alevi öğretisinden bazı deyimler:
Her ne arar isen kendinde ara. - Benim Kabem insandır. - Okunacak en büyük kitap insandır. - İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. - Bilim bizim yolumuzdur. Sevgi bizim dinimizidir, başka dine inanmayız. - Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma. - Enel-Hak (gerçek, tanrı benim)Bu deyimlerden de anlaşılacağı üzere, Alevi öğretisinde (inancında) insan, bilim ve sevginin çok önemli bir yeri vardır.

Aleviliğin kültürel boyutu:
Müzik, dans (semah) deyiş/şiir ve her türlü sanatı kapsar. Alevilerde özelikle deyiş ve semah duygu ve düşünceleri yaymak dile getirmek için bir araç olarak kullanılır, aynı zamanda bir tür ibadettir. Aleviliğin Danimarkalılarında bildiği ‘dansende -dervisher’ (dans eden dervişler) ve sufizmle (tasarrufla da) yakın ilişkisi vardır.

Aleviliğin toplumsal boyutu:
Alevi toplumunda, zor yoktur, her şey, gönüllülük (rıza) üzerine kurulmuştur. Alevilerin toplumsal ütopyası, özlediği toplumsal düzen: Yarin yanağından gayri her şeyin paylaşıldığı, insanları ezmeden ezilmeden mutlu yaşadığı bir tür sosyalist bir düzendir.

Alevi öğretisi.
Doğada olduğu gibi, her şeyin değiştiği ilkesinden hareket eder. Kurallar, sınırlar ve yasaklar topluluk tarafından konulur ve kaldırılabilir. Alevi toplumunda 72 millete bir bakılır, toplumda herkes (ırk, milliyet, cinsiyet (kadın-erkek), eşit, aynı hak ve sorumluluklara sahip olmalıdır.. Aleviler tüm dinlerin temel/öz buyruklarına saygı duyarlar. Irkçılığın, milliyetçiliğin, fanatikliğin Alevi dünya görüşünde (felsefesinde) yeri yoktur.

Aleviliğin tarihi.
M. sonra 800-1100 yıllarında Orta Asyada göçebe halinde yasayan Türkler Ortadoğu ve Anadolu’ya gelirken ‘bavullarında’ kendi inançları (Şamanizm) dışında Budizm ve diğer inançlardan da bir şeyler getirmişlerdir. Anadolu’da bu inançlar, eski İran, Kürt inançları (Zerdüşt vs.) Ve ayrıca, Yahudililik, Hıristiyanlık, İslam ve eski Yunan doğa felsefesinden unsurlarla karışmış ve daha sonraları (Batınilik, Kızılbaşlık, Bektaşilik) ve sonuçta Alevilik olarak ortaya çıkmıştır.
Alevilik: Anadolu’da yasayan çeşitli halk ve kültürlerden oluşmuş ve o tarihte var olan hakim din ve toplumsal düzene karşı bir muhalefet hareketi olarak ortaya çıkmış ve gelişmiştir.


‘ALEVİ’ kelimesi:
Alevi kelimesinin çeşitli sembolik anlamları vardır: Felsefî anlamda alevi kelimesi; her şeyin ‘alevi’ öz kaynağı, ‘nur’ kutsal yaratıcı güce bağlanır. Doğada her şeyi hareket ettiren enerji ve canlılarda yasam gücü olarak kabul edilen aşk/sevgiye bağlanır. Diğer inançsal ve toplumsal yönüyle de; İslam peygamberi Muhammed’in amca oğlu ve damadı Hz. Ali’ye bağlanır.İslam’ın o zaman ki Arap toplumunda ki hakim güçlere karşı bir devrim olarak ortaya çıkmasında büyük emeği geçen fakat, İslam dini iktidar olduktan sonra ailece, (Eehli-Beyt olarak) haksizlik ve zulme maruz kalıp katledilen Hz. Ali ve yandaşlarına sevgi ve düşüncesine bağlılığı simgeler.

Alevilik ve İslam
Aleviler bütün dinlerin olduğu gibi, İslam’ında temel/öz buyruğuna inanır/saygı duyarlar, fakat oruç, namaz, haç vb. gibi ibadet ve birçok yüzeysel kural ve Kuran yorumlarına uymazlar. Ayrıca Aleviliğin temel inanç ve ibadet kurumu olan CEM ve cemde olan hiç bir uygulama bilinen islam kuralları içinde yoktur..


Alevilik öğretisi (4 Kapı - 40 Makam):
1200 yıllarında yaşamış ve Alevilerce Pir kabul edilen “Hünkar Bektaş Veli” tarafından kurulmuştur. HBV’nin öğretisi, 4 kapı-40 Makam üzerine kurulmuştur. Sırayla Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat, olarak isimlendirilen 4 Kapı, yine sırayla; Yasa - yol - eylem - Hakikat anlamındadır. Ve Hünkar Veli, bu 4 kapıyı, uzayda bulunan ve her zaman hareket hainde olan 4 ana maddeye hava, ateş (enerji) su, toprağa ve bunları da CANa bağlamaktadır. Buna 5 unsur denir. Hünkar ‘Bektaş’ ismi de bu beş unsur (beş-taş) tan gelir. Burada hareket ettirici güç ateş/enerjidir. ‘Her şeyin bir yüzü, bin özü vardır’ önemli olan bu özleri bilmek öğrenmektir.


40 Makam:
İlk makamı iman (inanmaktır): HBV: ‘İnanmak akıl, mantık, bilim üzeredir, akla mantığa sığana kalbinden sahip çık’ ve ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyor. Kırkıncı son makam ise: Kamili-insan, Enel-Hak olmak (Kendini tanrı yerine koyabilecek, bilgi ve olgunluğa ulaşma) makamıdır. Kısaca insan, bilim ve sevgi yolundan 4 kapı-40 makamdan geçerek (tanrıya) tanrısal bir olgunluğa ulaşabilir.


Aleviler tarih boyu ezilmişler:
Aleviler tarih boyu, hakim güçlerin baskı sömürü sistemlerine karşı (inançsal, kültürel ve politik) yönden muhalefet olmuşlardır. Aleviler inançları yüzünden, yüzyıllarca iktidarlar, cahil kitleler ve fanatik dinciler tarafından baskı altında tutulmuş, katliamlara maruz kalmıştır. Buna karşı Aleviler örneğin Osmanlılar döneminde 200"ün üzerinde halk ayaklanmasına öncülük etmiştir. Alevilere ve aydın lâik insanlara yönelik bu iktidar destekli, fanatik-dinci saldırıların en son örneklerinden biri 2 Temmuz 1993"te Sivas’ta olmuştur. Pir Sultan’ı anma şenlikleri altında yapılan etkinliklere katılan 33 aydın, sanatçı ve semahçı genç, güvenlik güçlerinin göz yumması nedeniyle, cahil fanatik kitlelerce kaldıkları Madımak Otelinde, yakılarak katledilmiştir. Yüzlerce yaralı arasında, uluslararası alanda tanınmış, yazar Aziz Nesil’de vardı.


Alevilikte Semah ve Cem;
Semah Alevilerin geleneksel ‘dansıdır’, bir çeşit ibadet biçimidir. Semah kelimesi; gökyüzü/uzay ve müzik ve sözle öğrenme anlamına gelir. Ayrıca evrende ki her şeyin hareket ettiğini, bir dönüşümden geçtiğini sembolize eder. Semahta insan duygusal bir dünyada uzayı/alemi dolanıp, aradığını yine kendinde bulması sergilenir. Semah normal olarak Alevilerin CEM dedikleri özel toplantılarında dönülür.


Alevilikte CEM:
CEM ‘birlik’ demektir. Burada ki birlik hem insanin kendini bilmesi, toplumsal dayanışma, alemdeki varlıkların birliğini kapsar. Cem, derneklerde yapılan genel kurullara benzetilebilir. Cem’de tüm üyeler kendilerini görgüye/ toplum içinde sorguya (dara) çektirirler. Bu yönüyle Cem, bir tür halk mahkemesidir.
Alevilerin kişisel sabit, belirli, yer ve zamanda yapılan ibadet şekilleri yoktur. Önemli olan her an (ibadetli) iyi insan olmaya çalışmaktır.
Aleviliğin en önemli kurumlarının ve ibadetlerinin basında Cem gelir ve topluluk istediği zaman, uygun herhangi bir yerde yapılabilir.

Cem in kaynağı İslam öncesi eski Türk ve Iran inanç ve kültürlerinin İslam la birleştirildiği KIRKLAR MECLİSİ (CEMi) inancına dayanır.. 19 Kadın, 21 erkeğin ve Hz. Ali’nin de olduğu bu Ceme/meclise, Hz. Muhammed Peygamber olarak değil, Hadümül-fukara, fakirlerin hizmetçisi olarak girebilmiştir.. Hizmet Alevilikte en önemli unsurlardan biridir, yola hizmet için girilir, halka hizmet, hakka hizmet olarak kabul edilir..
Bir kaç çeşit Cem vardır. Fakat hepsinin gündeminde, 12 hizmet vardır. 12 hizmetin; sosyal, kültürel, politik, ahlâksal, pratik ve inançsal anlamları vardır. Cem’de kadın erkek, yaşlı, çocuk eşit sayılır, herkes birbirine CAN veya bacı kardeş diye hitap eder. Cem’de 12 hizmetten birisi de semahtır.


Alevilikte Semah ve sembolik anlamları:
* Semah normalde Cem’de dönülür (dönmek hiçbir şeyin durmadığını ölmediğini hareket edip değiştiğini sembolize der. * Semah, Cem dışında ayrıca; toplumsal içeriği olan toplantılarda ve tanıtmak amacı için dönülebilir. Başka yerlerde düğün, eğlencelerde vs. kurallarına uyulamayacağı için, semah dönülmesi uygun görülmez.
* Yüzün üzerinde semah çeşidi vardır, hepsi için geçerli olan, ağır tempoyla baslar, hızlanır ve yavaşlayarak durur. Duyguların/ruhun uçuş ve geri dönüsünü sembolize eder.
* Cemde ve Semah dönülürken normalde çırağ/mum yakılır. Bu ışık, bütün alemi hareket ettiren/yaratan ilâhî NUR olarak kabul edilir. Ayrıca alevi/enerjiyi, bilim ve sevgiyi-aşkı sembolize eder.
* Semahta kadın ve erkek şarttır, bununda birlik, eşitlik, yaradılış, sevgi, karşıtların birliği gibi çok derin anlamları vardır.
* Semah yalın ayak dönülür, duygular dünyasında uçulsa da gerçeğe, doğaya/toprağa bağlılığı sembolize eder. (Oku; benim sadık yârim kara topraktır. A.Veysel)
* Semah günlük, fakat temiz elbiseyle dönülebilir, bazı semahlar dışında (üryan semahı) özel elbise gerekmez. Genelde bele, kendini kontrol etmeyi (Eline Diline Beline sahip olmayı) ve sevdiğine (yola) bağlılığı sembolize eden bir kuşak (kemerbest) bağlanır.
* Bazı semahlarda avuçlar yer ve gökyüzüne döndürülür, yerle gök arasında (1. kapı hava ve 4 kapı toprak / tanrı ve insan) arasında bağ kurulur.
* Gözler genellikle el/avuç içine bakar, bu da aynada kendini (insanda tanrıyı) görmeyi, sembolize eder. (Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme. Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme)
* Semahta kalbe, (döşe) götürülen eller, Alevilerin bir tür selamıdır. İçten ve kalpten sevgi ve yola bağlılığı sembolize eder.
* Bazı semahlarda eller dairenin dışından içine uzatılır. Bu Haktan, hakkıyla, helâl alıp, halkla ‘yarin yanağından gayrisini paylaşmayı’ sembolize eder.
* Bazı semahlardaki figürlerde doğadaki canlı varlıkların (hayvanların, bitkilerin) özeliklerini, emek, sevgi, birlik vbg. çeşitli konuları sembolize eder.

Feramuz Acar




Alevilik insanlık yoludur.


Aleviliğin tanımını değil üç beş cümle ile yapabilmek klasör dolusu makaleler yazmak ile dahi tam anlamıyla yapabilmek mümkün değildir sanırım. Ancak okuyucularımızı fazla yormamak adına çok kısa ve öz olarak anlatmaya çalışalım.

Alevilik kısaca, İslami coğrafyada vücut bulmuş, inancın merkezine HAK, MUHAMMED, ALİ, Ehlibeyt ve 12 imamlar sevgisi ile İnsan-i Kamil olgusunu oluşturmuş zahiri (maddi) varlıktan arınarak batın-i (iç-uhrevi) varlığa yönelmiş Tanrı, İnsan, Evren varlığını HAK, MUHAMMED, ALİ söylemi ile vahdet-i vücut (varlığın vücuda gelmesi) kısaca mistik inancın özüne yönelmiş bir YOL’dur.


Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine ve zamanın şartlarına göre yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir.


Gerek dine bakışı gerekse felsefi yapısı ile farklı dinlerden ve kültürlerden aldığı maddi (zahiri) söylemi batın-iliğe dönüştürerek hiçbir inanca kapısını kapatmayıp bütün dinlerin HAK dini olduğunu kabul etmiştir. Bunun en çarpıcı örneği 124 bin peygamber haktır ve gerçektir sözünü gülbenklerine katarak „Adem’den Muhammed’e Muhammed’den bu deme gelmiş geçmiş 124 bin peygamberin yüzü suyu hürmeti hakkı için kusurumuzu bağışla yarab“ diye bütün peygamberlerin HAK peygamberleri olduklarını kabul etmiştir. Anadolu coğrafyasında yaşayan Kızılbaş ya da Bektaşi olarak adlandırılan Alevilerin inancında yalnız peygamberler ya da 12 İmamlar etkili olmamışlardır. Gerek asyatik kültür gerek Mezopotamya kültüründen gelen ve İslamiyetle sonradan tanışan Anadolu Alevileri inancın merkezine insanı oturtmakla birlikte Pir Hünkar-i Veliyi de kuşkusuz ki en az Hak Muhammed Ali derecesinde sahiplenmişlerdir. Ayrıca inancımızın olmazsa olmazlarından birisi de Hak aşıkları dediğimiz 7 ulu ozanlarımızdır.

Felsefi yapısı ile bahr-i ummandır Alevilik. Ne önü ne sonu belli olmayan sonsuz derinliğe sahip bir ummandır Alevilik.

Yaşadığı her bölgede farklı bir yapı ile karşımıza çıkar ki Anadolu Aleviliği batın-iliği en üst seviyede yaşayan bir bölgedir bu anlamda.

Gerek inanç yapısı gerekse felsefi yapısı ile Anadolu Aleviliği farklı inanç ve kültürlerden çok daha fazla etkilendiğini görüyoruz. Bunun için değişken ve dönüşkendir. Tarihin hiçbir dönemindede şekilciliğe önem vermemiştir. Tam aksine şekilden ziyade içe yönelmiştir. Örneğin temizliğin salt su ile değil gönül yolu ile olması gerekliliğini savunur.

Tuttuğun oruç oruç değil

Kıldığın namaz namaz değil

72 millet bile

Elin yüzün yumaz değil

Derken Yunus Emre gösterişte yapılan ibadetin çok önem arz etmediğine dikkat çekmeye çalışmıştır. Aleviler için şüphesiz bir yaradan vardır. O HAK`tır ve mutlaktır, ancak ne yaradılandan ayrıdır nede yaradılan ile aynıdır.

İki aynanın karşı yansıması gibidir yaratan ile yaratılan aralarındaki fark, su ile buz misalidir. Onun için „yaradılanı severim yaratandan ötürü“ demiştir Yunus Emre.
Buna bir başka örnek verecek olursak;

Tuttum aineyi yüzüme

Ali göründü gözüme

Nazar eyledim özüme

Ali göründü gözüme

Ali evvel Ali ahir

Ali batın Ali zahir

Ali gaffur Ali gahir

Ali göründü gözüme

Ali candır Ali canan

Ali dindir Ali iman

Ali Rahim Ali Rahman

Ali göründü gözüme


Derviş Ali 16. yy


Derviş Ali’nin aynada Ali’yi görmesi ve Ali’yi tarifi özünde Yaratan ile yaratılanın varlığı ve birliğinin ifadesidir. Evreni ve insanları yaratan mutlak varlık, yarattığı canlı cansız bütün nesnel varlıklarda kendisini gizlemiştir. Onun için Aleviler bütün yaradılanlar Yarada’nın tezahürüdür (yansıması) derler.

Alevi doğulmaz Alevi olunur. Alevi olmanın ilk koşulu ise insan-i kamil (olgun insan) olma yolunda atacağı ilk adımdır. Nedir bu ilk adım? Bilgi sahibi olmak. İkinci koşulu ise dürüst ve temiz ahlaklı olmayı öğrenmek, „nefsine sahip olmayı, nefsi ile mücadele etmeyi, kin, kibir, öfke ve haset“ denilen insanların ve insanlığın başına bela olan bu musibetleri kontrolünde tutabilmeyi öğrenmek. Biz buna „perhizkarlık“ deriz.

İnanç ve ibadetinde şekilciliğe çok önem vermeyen Alevilerin bu nedenden dolayı yaptıkları ibadetinde şekilden çok uhrevi (ruh temizliği) ya da (ruhen gıda alma) özelliğine özen gösterdikleri bir gerçektir.

Bu konuyu inanç ve ibadet bölümümüzde daha iyi geniş olarak işleyeceğiz. Tabi bu arada bir sosyal yapıyı da içerisinde barındırır ki bunada HAK`ça paylaşım denir. Ağlattığını güldürmek, döktüğünü doldurmak, yıktığını yapmak, düşürdüğünü kaldırmak zorunlu bir koşuldur Alevi inancında. Müsahiplik olgusu ise sosyal yapının bir diğer adıdır. Ayrıca tarikat kapısına girmek için ikrar verebilmesi müsahibine bağlıdır ki. İkrar verip Tarikat kapısına girmeyen Alevi adı Alevi olarak kalır ama Alevi olmaz. Alevi anne ve babadan doğmuş olsalar bile.

Aleviliğin bir de siyasal duruşu var dedik. Bunun en açık ve bariz örneğine gerek imam Cafer buyruğunda gerek Malakatı Hacı Bektaşi Veli de rastlamak mümkündür.

Nedir Aleviliğin siyasal duruşu? Kesinlikle zalimlik yapmamak ve zalimin yanında değil mazlumun yanında yer almaktır.

„Haksızlıkların karşısında boyun eğmeyeceğiniz, haksızlıkların karşısında boyun eğerseniz eğer hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz“

Hz. Ali

„Zalimin karşısında boyun eğip şerefsizce yaşamaktansa, zalime karşı durup şerefinle ölmek daha hayırlıdır“

Hz. Hüseyin

„Her kim ki Tevvella Teberra eylemeye sıfatta insan olsa da Tarikatda Murtat(düskün-hain) sayılır“

İmam Cafer Sadık

Tevvell Teberra : Ehlibeytin dostlarına dost düşmanına düşman olmak.
Ehl-i beyt : Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, İmam Hasan, İmam Hüseyin

Kimdir ehlibeyit ve soyuna ve de yoluna düşmanlık edenler. Ebu Süfyanlar, Ebu Mervanlar, Muaviye Yezid ve onlar gibi zalimlik edenler. Bu anlamda bütün zalimlere Aleviler bir bütün olarak Yezid derler. Yezid zulmün ve zalimliğin bayraklaşmış halidir.

Bundan şu sonuç çıkmamalıdır. Alevi olmayan bütün Sünniler yeziddir. Bu son derece yanlış ve Alevi ahlakı ve de inancına aykırı bir düşüncedir. Sözün özü siyasal duruşu ile alevilik haksızlığa zulme ve zalime karşı çıkmaktır. Buna biz Aleviler Hüseyin duruşu deriz.

Sonsöz: Kıblesi insan, Kabesi cemal, eline beline diline sahip olan, insan sevgisi ile HAK sevgisini yüreğinde taşıyabilen, kinden nefretten arınmış, 72 milleti bir bilen HAK YOL’unda yolcu olan canların birliğine ve inancına Alevilik denir.

Erdoğan ARSLAN/Bilal Şahin




HAK DEYİŞLERİ:

Kainatın Aynasiyim
Kainatın Aynasiyim
Madem ki ben bir insanım
Hakkın varlık deryasıyım
Madem ki ben bir insanım

İnsan hakta hak insanda
Arıyorsan bak insanda
Hiç eksiklik yok insanda
Madem ki ben bir insanım

İlim bende kelam bende
Nice nice alem bende
Yazar levhi kalem bende
Madem ki ben bir insanım

Bunca temmenni dilekler
Vız gelir çarkı felekler
Bana eğilsin melekler
Madem ki ben bir insanım

Tevrat`ı yazabilirim
İncil`i dizebilirim
Kuran`ı sezebilirim
Madem ki ben bir insanım

Enel Hak`ım ismim ile
Hakka erdim cismim ile
Benziyorum resmim ile
Madem ki ben bir insanım

Daimi`yim harap benim
Ayaklarda turap benim
Aşıklara şarap benim
Madem ki ben bir insanım




Gerçeğe Hu



Büyük patlamadan çıktım yoluma

Haydan geliyorum Hu ya giderim

Kadim dünya bakma benim halime

Haydan geliyorum Hu ya giderim



Ateş oldum galekside kavruldum

Kütle kütle kainata savruldum

Devriye de devir devir çevrildim

Haydan geliyorum Hu ya giderim



Erkeğin teninde büründüm gene

Dişinin rahminde boyandım kana

Zamanı gelince dönüştüm cana

Haydan geliyorum Hu ya giderim



Bu devri alemde oldum bilinmez

Aradım kitabı sırrı bulunmaz

Kamil olan insan yoldan ayrılmaz

Haydan geliyorum Hu ya giderim



Şafak Altun gerçeklere hu diyem

Benim aslım ateş toprak su diyem

Aslın inkar edeneler yu diyem

Haydan geliyorum Hu ya giderim



Ozan Şafak Altun

Hamburg, 21.12.2009



Bir ah olsam hükmeylesem cihana

Bir ah olsam hükmeylesem cihana
Kilise mescidi yıkar giderdim
Okullar yapardım bütün insana
Cehaleti kökten söker giderdim

Fabrikalar kurar idim her yerde
İkiliği kovar idim bu serde
Ayrı gözle bakmaz idim bir ferde
Cihana bir gözle bakar giderdim

Gerçek insanları bilirdim Allah
Ondan gayrısına tapmazdım billah
Ne Kabe kalırdı ne de Beytullah
Yerine bir arpa eker giderdim

İnsanlıktan başka olmazdı cennet
Yok olurdu İsa Musa Muhammet
Kalkardı dünyada mezhep tarikat
Dinlerin bağını çözer giderdim

Bir olurdu zengin fakir her zaman
Çaresiz dertlere olurdum derman
Ne gavur kalırdı ne de müslüman
Tümünü bir yola çeker giderdim

Gece gündüz çalışırdım millete
Bir faydalı kul olurdum elbette
Bir ırmak olurdum güneşten öte
Yeni fezalara akar giderdim

O günü görseydim yüzüm gülerdi
Dünyada insanlar bayram ederdi
Ne bir silah ne bir atom kalırdı
Bir ulu deryaya döker giderdim

İbreti der varlığımız bitmezdi
İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi
Ayrı gayrı devlet icap etmezdi
Dünyaya bir bayrak diker giderdim



BEN İNSANDIM

Yoktu hiçbir farkım

Diğer kullarından tanrının

Dokuz ay on gün

Ana rahminde kalan

Doğan,büyüyen,konuşan

Yemek yiyen bir candım.

Iyiye,güzele,doğruya

Tüm ezilenlere dost

Kötüye,çirkine,zalime,zulme,baskıya

Düşmandım.

Ben İNSANDIM



Yirmilerdeydim

Henüz ömrüne doymamış

Gençecik bir fidandım

Canımı aldılar ecelsiz

Pırıl pırıl bir mayıs günü

Saplandı yağlı kurşunlar bedenime

Tepeden tırnağa alkanlar içinde

Uzandım

Vebalım,sevdalım toprağıma

Ben İNSANDIM



Akan kanımla kadeh tokuşturdu

Zalimler ordusu

Bilmedilerki ben

Her söylenen türküde

Yakılan her ağıtta

Şaha kalkan halkımın gür sesinde

Baştan başa isyandım.

Ne beş meteliğe satılmaya Hazır

Ne hain,nede yediği insan eti

İçtiği kan olan sultandım

Ben İNSANDIM



Zulüm ve işkence dert kahır

Unutulur

Ben unutulmam

Ben dilden dile dolaşan

Bir destandım

Ben pencelerini ve iğrenç dişlerini etime geçiren

Zalimlerin ağzında kandım

Ben toplu imhalar,ben idam,ben sürgündüm

Ben İNSANDIM



Tarihtim ben

Ezilenlerin hor görülenlerin tarihi

Geçtim zulüm cemberinden

Taşıdım başımda kizil başlığımı yılmadan

Nice imparatorlar,sultanlar

Cümle iblisler yoketmek istediler beni

Saldım horasandan gelip köklerimi

Anadolunun bağrına

Bügüne dek direndim

Ben İNSANDIM



Spartaküsle beraberdim

Roma arenalarında

Nesimiyle birlikte yüzülen

Pir Sultanla dar-ağacında

Can verendim

Muaviye oğlunun

elinde kesik bir baş

Bedrettin müritlerinin

Yalın kılıcında

Ak libasında

İnsanlığın ilk umuduydum

Ben İNSANDIM



Yurt sevgisi kasasında dolar

Yüzünde igrenç maske olanlar için

Vatan hainiydim

Maraşta süngülenen dogmamış bebek

Çorumda kurşunlanan halk

Kirvelerim,hısımlarım

Otuz yedi can yoldaşımla

Ateşte semaha durup

Hakka yürüyendim

Benzerlerimdi beni

Yoketmek isteyenler

Ama ben ama

Ben İNSANDIM



Ben daragacında üç fıdan

Ser verip sır vermeyen yigit

Hain pusuda kırık gözlügü

Keşkin kalemi kalan

Bagladım canımı zülfün teline

Diyen yaralı ceylandım

Ben İNSANDIM



Bitmeyen kavgada

Kutsal özlemi ugruna alkanlara boyanıp

Gelecek aydınlık özgür günleri müjdeleyen

Kurtuluşun bereketli topragında

Filizlenen bir fidandım

Ben İNSANDIM

Ben İNSANDIM

Ben İNSANDIM





Bu Alemi Gören Sensin

Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin?

Kainatı sen yarattın
Her şeyi yoktan mi var ettin
Beni çıplak dışarı-attın
Cömertliğin nerde senin?

Evli misin ergen misin?
Eşin yoktur bir sen misin?
Çarkı sema nur sen misin?
Bu balkıyan nur da senin

Kilise'de despot keşiş
İsa Allahın oğlu demiş
Meryem Ana neyinmiş
Bu işin var bir de senin

Kimde korktun da gizlendin
Çok arandın, çok izlendin
Göster yüzünü çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin

Bin bir ismin bir cismin var
Oğlun, kızın ne hısmın var?
Her bir irenkte resmin var
Nere baksam orda sensin

Türlü türlü dillerin var
Ne acayip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin?



Ademi sürdün bakmadın
Cennete de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın?
Cehennemin var da senin?



Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acayip sır da senin...





Tarikat kutbundan tecrit olmayan
Yediği haramdır yese ne fayda.
Makbul dergah diyetine girmeyen
İlahi öz şahım dese ne fayda.

İsmimisen bak hayrına düşmeyen
Dört kapıdan kırk makama geçmeyen
İşleğini Yetmişüçe seçmeyen
Güruh-u Nacviyim dese ne fayda

Köhneyi Nuh gemisine binmeyen
Nar-I padan abu hakka ermeyen
Kubbeyi alemde yunup kanmayan
İsmine evladım dese ne fayda

Cebrail havada nice yıl döndü
Çok vakit Allahı gayipten bildi
Görünce bir kubbe üstüne kondu
Sen sensin ben benim dese ne fayda.

Adem kubbe idi kubbe O idi
Cihan ne derya idi ne de su idi
Evel ahir gene dünya bu idi
Ahmak buna özün yorsa ne fayda.

Fedelli tecelli noktayı haya noktayı baya
Gah hece okudur gah verir zaya
Özü çürük kiriş taksan bir yaya
Eremez menzile kursa ne fayda.



SANA NE

Adem’i balçıktan yoğurdun yaptın

Yapıp da neylersin bundan sana ne

Yarattın insanı saldın cihana

Salıp da neylersin bundan sana ne



Bakkal mısın teraziyi neylersin

İşin gücün yoktur gönül eğlersin

Kulun günahını tartıp neylersin

Geçiver suçundan bundan sana ne



Katran kazanını döküver gitsin

Mümin olan kullar didara ersin

Yılana ermeyle tamuyu yutsun

Söndür şu ateşi bundan sana ne



Sefil düştüm bu alemde naçarım

Kıldan köprü yaratmışsın geçerim

Şol köprüden geçemezsem uçarım

Geçir kullarını bundan sana ne



Kaygusuz’um aydur cennet yarattın

Nice kullarını ceh’neme attın

Nicesin ateş-i aşk ile yaktın

Yakıp da nelersin bundan sana ne



Kul Hasan, Halk Ozanı

Hasan Gören' den deyişler

www.hayribalta.cjb.net





SENDEN KORKMUYORLAR ALLAH’IM

Bu depremi Allah yaptı diyorlar

Söze hile katıyorlar Allah’ım

Şerefsizler senden utanmıyorlar

Seni suçlu tutuyorlar Allah’ım



Kaçak yapılara ruhsat verdiler

Nice milyarlarca rüşvet verdiler

Deprem yapan Tanrı suçlu dediler

Suçu sana atıyorlar Allah’ım



Yıkılmamış sağlam yapılan bina

Suçlu şeytan suçun atıyor sana

Ruhsat veren halkı boyadı kana

Halkı soyup yutuyorlar Allah’ım



Deprem kuşağında Marmara Bolu

Yıkıntıların altı ceset dolu

Belli oldu, göründü asıl suçlu

Suçluyu affediyorlar Allah’ım



Arsa mafyasına al sat demişler

Halkı uyut kandır aldat demişler

Vurgunu paylaşmış birlik yemişler

Para pula tapıyorlar Allah’ım



Binaları çürük yapıp sattılar

Suçu Allah’a atıp çıktılar

Yüz binlerce ölü şişip koktular

Kanal kazıp örtüyorlar Allah’ım



Kul Hasan halk derdi sinemde yara

Diyorlar ki halkın kaderi kara

Asalağın dini imanı para

Senden asla korkmuyorlar Allah’ım





ALLAHSIZ ADAM MIYIM?
Allah’a yok demem haşa
Ben Allahsız adam mıyım
Kayıpta aramam boşa
Ben Allahsız adam mıyım

Adem bahardır, Adem yaz
Adem kıble, Adem hicaz
Melek bana kıyar niyaz
Ben Allahsız adam mıyım

Gözümdeki gören Hak’tır
Kalbimdeki duran Hak’tır
Nefes alıp veren Hak’tır
Ben Allahsız adam mıyım

Kul Hasan Allah’a bende
Hak, şah damarımda kanda
Canımın içinde canda
Ben Allahsız adam mıyım





GÖRÜYORUM
İnsan-ı kâmilde gerçekçi kulda
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Çiçekte, çimende, bülbülde, gülde
Ben Allah’ın varlığını görüyorum

Her ne yana baksam Allah var başta
Bismillah yazılı göz ile kaşta
Geceleri ayda, gündüz güneşte
Ben Allah’ın varlığını görüyorum

Her yüzde Allah’ın nuru var parlar
Allah’ı ademde göremez körler
Meleklere Adem’e secdegah derler
Ben Allah’ın varlığını görüyorum

Aziz yurttaş tefekkür et düşün bak
Allahsız döner mi bu çark-ı felek
Allah kayıp ise kayıp demek yok
Ben Allah’ın varlığını görüyorum

Kul Hasan’ım Allah insanda inan
Böyle buyuruyor dört kitap Kuran
Secde eylemedi Ademe şeytan
Ben Allah’ın varlığını görüyorum





Gördüm De Geldim
İlme Hizmet Edip, Uykudan Kalktım
Sarık Seccadeyi Elden Bıraktım
Vaizin Her Gün Ki Vaazından Bıktım
Ramazanı Sele Verdim De Geldim

Karnım Acıktıkça Kederim Arttı
Hele Hac Kaygısı Ayrı Bir Dertti
Paralılar Hemen Hac'oldu Gitti
Şeytanı Taşlarken Gördüm De Geldim

Dört Kitabı Koyup Torbaya Astım
Cennet Hurisinden İlgimi Kestim
Muskacı Hocaya Sanmayın Sustum
Ağzının Payını Verdim De Geldim

Aklım Ermez Ahret Eğlencesine.
Saygım Var İnsanın Düşüncesine
Hayal Cennetinin Has Bahçesine
Yobaz Sürüsünü Sürdüm De Geldim

İbreti Emelim İnsana Hizmet
Eşim Bana Huri, Evim De Cennet
Hacıya, Hocaya Kalmadı Minnet
İbriği, Tespihi Kırdım Da Geldim





Gönülden Bağlıyız Cananımıza
Hakk'ı Pek Yakından Gördük İnandık
İlk Başta Danıştık Vicdanımıza
Gerçekler Yoluna Girdik Uyandık
Hakikat Denildi Erkanımıza

Naci Güruhuna Bendeyiz Bende
Hakk'ı İspat Edip Kamil İnsanda
Şeytanı Tanıyıp Düşmeyen Fende
Odur Layık Olan İhsanımıza

Gerçek İrfanıdır Bizim Gıdamız
Meleklerin Secdegahı Ademiz
Ancak Özün Bilen Duyar Sedamız
Cahil Ermez Sırrı İrfanımıza

İyi İnceledik Biz O Kuran'ı
Bir Canlı Kitapta Okuduk Onu
Arif Ol Da Evvel Kendini Tanı
Yoksa Aklın Ermez Lisanımıza

İbreti, Razıyım Lütufa Kahra
Asla Değer Vermem Cahile Köre
Elim Göğe Açıp Eğilmem Yere
Gönülden Bağlıyız Cananımıza





BİR ŞAH OLSAM

Bir şah olsam hükmeylesem cihana
Kilise mescidi yıkar giderdim
Okullar yapardım bütün insanlığa
Cehaleti kökten söker giderdim

Fabrikalar kurardım her yerde
İkiliği kovar idim bu serde
Ayrı gözle bakmaz idim bir ferde
Cihana bir gözle bakar giderdim

Gerçek insanları bilirdim Allah
Ondan gayrısına tapmazdım billah
Ne gavur kalırdı ne de Müslüman
Yerine bir arpa eker giderdim

İnsanlıktan başka olmazdı Cennet
Yok olurdu İsa, Musa, Muhammed
Kalkardı dünyada mezhep, tarikat
Dinlerin bağını çözer giderdim

Bir olurdu zengin fakir her zaman
Çaresiz dertlere olurdum derman
Ne gavur kalırdı ne de Müslüman
Tümünü bir yola çeker giderdim

Gece gündüz çalışırdım millete
Bir faydalı kul olurdum elbette
Bir ırmak olur güneşten öte
Yeni fezalara akar giderdim

O günü görseydim yüzüm gülerdi
Dünyada insanlar bayram ederdi
Ne bir sıla kalırdı ne de bir atom
Bir ulu deryaya döker giderdim

İbreti der ki varlığımız bitmezdi
İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi
Ayrı gayrı devlet kalmazdı
Dünyaya bir bayrak diker giderdim





SITKI BABA (AŞIK PERVANE)

Mahlasım Pervane gezdim bir zaman
Sıdki mahlasını verdi bir üstad.
Yedullah suresi okundu ilan
Hamdülillah beni eyledi irşad.

Hicab perdeleri kalktı gözümden
Türlü hikmet zahir oldu özümden
Kerem buldum kadd-i serfirazımdan
Anın içün böyle olmuşum dilşad.

Erişti feyz-i Hak eseri cana
Açtım gözlerimi baktım cihana
Çok şükür kul oldum azim sultana
Harabe kalbimi eyledi bünyad.

Erenler Şahı'ndan dersimi aldım
Doksan bin kelamın künhünü buldum
Aslı bir noktadır zatını bildim.
Her, cana söylenmez iş bu istidad.

SIDKİ sadık bu mahlası bulalı
Kalmadı gönülde dünya melali
Mabudum, maksudum Nur-i Cemali
Ol bana Şirin'dir, ben ona Ferhad.




Omar Hayyam,

Sarhoşken Arabın devesini öldürünce Hamza
Peygamber, şarabı yalnız haram etmiş ona

Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama
O var sandığın şey yoktur boşa arama

Ben içerim, ama senin gibi kötülük yapmam
Şaraba taparım senin gibi kendime tapmam.

Cılız karıncalarız, Süleyman değiliz biz
Biz aşka tapanlarız, Müslüman değiliz biz

Sen sorguya çekmeden ben sorgularım seni
Ey Tanrı, hangi günahım için öldürdün beni

Herkes koyu Müslüman dönerken
Biz tam putperest döndük Kâbe’den

Şarap haram olsa da bana göre hava hoş
Hem, bana sorarsanız, haram olan her şey hoş

Seccadeye yatanlar eşek değil de nedir?
Müslüman geçinir ya, gâvurdan da beterdir

Her gün tevbe eder bozarız biz
Sarhoş doğduk, sarhoş yaşarız biz

Kızıl şarap iç solgun yüzüne bir renk gelsin
Şu yaşamına ahenk, işlerin de denk gelsin

Ben şarap ile çalgıda buldum saadeti
Dinim dinsizliktir, bıraktım her ibadeti

Bize yıllanmış şarap size cami kilise;
Sizler cennetliksiniz, cehennemliğiz bizse

Şarap ile yıkayın beni öldüğüm zaman
Tabutumu yapınız üzüm asmalarından







* * *

Pir Sultanım şu dünyaya
Dolu geldim, dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni
Ben Ali’yim Ali benim


* * *

Koyup dünya davasını

Hak´a verip sevdasını

Doğrulayıp öz nefesini

Şeytanı öldüren gelsin!"

( Pir Sultan Abdal )



* * *

"Sorma be birader mezhebimizi

Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır

Çağırma meclis-i riyaya bizi

Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır."

( Nesimi )



* * *

Dervişlik hırkada, taçda değildir
Hararet nardadır, sacda değildir
Her ne ararsan, kendinde ara
Kudüs’te, Mekke’de Hac’da değildir.



* * *

Aşığım elimde sazım
Hiç kimseye değil sözüm
Zannetme ki kitapsızım
Canlı Kuran özüm benim



İyice inceledik biz o Kuranı
Biz “canlı kitap”ta okuduk onu
Arif ol da evvel kendini tanı
Yoksa aklın ermez lisanımıza



* * *

´Gardaş

Gönül sende, sevgi sende, yar sende
Sen de ara, sen de seni bul gardaş
Mürşit sen de, Rehber sen de, Pir sende
Sende ara, sende seni bu gardaş


Şehir sende, yayla sende, köy sende
Nehir sende, derya sende, çay sende
Yıldız sende, güneş sende, ay sende
Sende ara, sende seni bul gardaş



İsa sende, Musa sende, Tur sende
Çözülmeyen gizli gizli sır sende
Hakkın büyük hazinesi var sende
Sende ara, sende seni bul gardaş



Der Hüdai, akıl, ilim, fen sende
Dünya sende, ahret sende, han sende
Allah sende, Kuran sende, din sende
Sende ara, sende seni bul gardaş



* * *



Mir´ati sözlerin canlı muamma

Ülül-ebsar olanlara hüveyda

Elsiziz, dilsiziz, belsiziz amma

Gezerin alemden erkekçesine



* * *

Bu dünyanın temelini
Kurup yoğuran ben idim
Hiç yokken Adem nesli
Adem’i doğuran ben idim



Yeşil kandil nuru benim
Cennetteki huri benim
Aden ata yari benim
Şit’i doğuran benim



Geçen peygamber bir, bir
Hep bende aldı feyiz-i- nur
Musa’ya dahi dağ-ı Tur
İsa’yı doğuran ben idim

* * *



Gahi Nebi, gahi Ali göründüm
Gahi uslu, gahi deli göründüm
Gahi Ahmet, gahi Ali göründüm
Kimse bilmez sırrımı Hallaç idim ben.



* * *



Aşkın şerbetinden içtim hak oldum
Kudretin donunu giydim pak oldum
Hem Hakka ulaştım hem Hak da oldum
Anın için ırat etmem ölümü





* * *

Gel barışak küslerim

Ben beni bilmezdim hatır kırardım

Meğer ilmim noksan imiş bilemedim

Ben insandan başka ilâh arardım

Meğer ilâh insan imiş bilmedim.



Aslıma karışıp toprak olunca

Çiçek olur mezarımı süslerim

Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar

Gök yüzünde dalgalanır seslerim



Ne zaman toprakla birleşir cismim

Cümle mahluk ile bir olur ismim

Ne hasudum kalır, ne de bir hasmım

Eski düşmanlarım olur dostlarım



Evvel de topraktır, sonra da adım

Geldim gittim bu sahnede oynadım

Türlü türlü tebdil ata uğradım

Gani viran şen olurdu postlarım



Benden ayrılınca kin ve buzuğum

Herkese güzellik gösterir özüm

Topraktır cesedim, güneştir özüm

Hava yağmur uyandırır hislerim



Alimlerin alimini ölçer biçerler

Hanını hasını eler seçerler

Bu dünya fanidir konar göçerler

Veysel der ki gel barışak küslerim







Mevlana hac için:



"Ey Hacca gidenler, nereye böyle ?
Tez gelin çöllerden döne döne,
Aradığınız sevgili burada,
Duvar bitişik komşunuz.
Durun, gördünüzse suretsiz suretini onun,
Hacı da sizsiniz, Kabe de,

ev sahibi de" demekten

kendini alamamıştır



"Yaşamın sırlarını bileydin,
Ölümün sırlarını da çözerdin.
Bugün aklın var bir şey bildiğin yok,
Yarın akılsız neyi bileceksin?

Bu dünyadan başka dünya yok, arama.
Senden benden başka düşünen yok, arama.
Vazgeç ötelerden, yorma kendini.
O var sandığın şey yok mu, o yok, arama.

Kimi dinde imanda buldu yolu,
Kimi akıl, bilim yolunu tuttu.
Derken bir ses geldi karanlıklardan;
"Gafiller, doğru yol ne odur ne bu"...



Hep arar dururdum dünyaya geleli,
Alın yazısını, cenneti, cehennemi.
Hocam kesti attı sağlam bilgisiyle;
"Alın yazısı, cennet, cehennem sende" dedi.



Biz aşka tapanlarız, Müslüman değil,
Cılız karıncalarız, Süleyman değil.
Biz eskiler giyen benzi soluklarız,
Pazarda sırma satan bezirgan değil.



Ben kendiliğimden var değilim bu varlığımla,
Kendim çıkmış değilim elbet bu karanlık yola.
Bir başka varlıktan gelmiş bendeki varlık.
Ben dediğin kim ola, nerede, ne zaman var ola?



Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil,
Erdiğim sırları söylemek elimde değil.
Aklım düşüncenin derin denizlerinden,
Bir inci çıkardı ki, delmek elimde değil.



Yetmiş iki millet, bir o kadar da din.
Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin.
Kafirlik, Müslümanlık neymiş, sevap, günah ne?
Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.

Dün özledim de seni coştum birden bire,
Çıktım, senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi ta yukardan, yıldızlardan;
"Gafil" dedi, "Bizde sandığın Tanrı sende".



YUNUS der ki, DİNLE BİRAZ!
DİL'de İMAN, DİN'de NAMAZ
BEŞ VAKİT'le GÖNÜL kanmaz,
GÖNLE yazdık, biz çok şükür!



"Ay oldum aleme doğdum,
Bulut oldum göğe yağdım,
Yağmur olup yere yağdım,
Nur oldum güneşe geldim "...



"İkiliğe terk et,
Birlik makamı tut.
Canlar canın bulursun,
Birlik içinde"...



Bana seni gerek seni.

Işkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni.
Ben yanarım dünü günü,
Bana seni gerek seni.



Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim.
Işkın ile avunurum.
Bana seni gerek seni.



Aşkın aşıklar öldürür,
Aşkı denize daldırır.
Tecelliyle doldurur.
Bana seni gerek seni.



Işkın şarabından içem,
Mecnun olup dağa düşem,
Sensin dün ü gün endişem.
Bana seni gerek seni.



Eğer beni öldüreler,
Külüm göğe savuralar,
Toprağın anda çağıra,
Bana seni gerek seni.



Yunus durur benim adım,
Gün geçtikçe artar odum.
İki cihanda maksudum,
Bana seni gerek seni."



* * *

Çağın Yezidi'ni tanı.

Görgü, bilgi alimliktir,

Kamil olmak salimliktir,

Yezit demek zalimliktir,

Çağın Yezidi'ni tanı.



Gör ve izle sağı solu,

Gel incitme dürüst kulu.

Bak, her taraf zalim dolu...

Çağın Yezidi'ni tanı.



Kim ki bundan ilham almaz,

Attığı taş hedef bulmaz.

İyi insan Yezit olmaz,

Çağın Yezidi'ni tanı.



Var ya sahte, riyakar, it,

Katil, hırsız, münkir, müfrit...

Kötü insanlardır Yezit,

Çağın Yezidi'ni tanı.



Derviş Kemal duymak için,

Kurallara uymak için,

Gerçek tavır koymak için,

Çağın Yezidi'ni tanı.





*

* *

Gördüm seni

Yüce Tanrım hiç saklanma,

Vallah billah gördüm seni.

Sen kendini gizli sanma,

Vallah billah gördüm seni.



Akıl kibritini çaktım,

Mantık şamdanını yaktım,

Can gözümü açıp baktım,

Vallah billah gördüm seni.



Kamu eşya ins-ü cinde,

Gerek mescit, gerek cemde,

Irksız, farksız her ademde,

Vallah billah gördüm seni.



Ben sendeyim, sen bendesin,

Yüreğimin içindesin,

Varsın zahir yalan desin

Vallah billah gördüm seni.



Derviş Kemal der ki yarsın,

Nere baksam orda varsın.

Gören göze aşikârsın,

Vallah billah gördüm seni.



* * *



Bir ömür boyunca horlandım, ancak,

Buna rağmen seviyorum Ali’yi.

Çile çekip hayli zorlandım, ancak,

Buna rağmen seviyorum Ali’yi.



Şah’ı sevdim diye hakir gördüler,

Ak alnıma kara leke sürdüler,

Kimi zındık, kimi dinsiz dediler,

Buna rağmen seviyorum Ali’yi.



Nice iftiraya maruz kalmışım,

Yüreğimden derin yara almışım,

Çaresizlik girdabına dalmışım,

Buna rağmen seviyorum Ali’yi.



Ali’yi seveni suçlu saydılar,

Bu nedenle nice cana kıydılar,

Bizim başımıza cennet koydular,

Buna rağmen seviyorum Ali’yi.



Derviş Kemal bu aşk beni bezdirdi,

Yaşam boyu dert gönlümü yüzdürdü,

Yıllar yılı yobazlara ezdirdi,

Buna rağmen seviyorum Ali’yi.





* * *



Bende Cennet bende tuba bendedir
Alem-i vahdette yoktur gayri hiç
Cümle mevcudat-i eşya bendedir
Ger dilersen hakki görme Seyfiya
Gel beru gel Tur-u Musa bendedir



* * *



Dostlar ben Allah’ı inkar etmedim
Bu şekilde hayvan kalana çattım
Şeriatı savdım, yere yatmadım
Gösterişe namaz kılana çattım.


Ne sakal ne bıyık dosta yetirir
Ne dua ne telkin canlar bitirir
Ne muska ne divit Hak'ka götürür
Ben canlı içinde yalana çattım.



Mahzuni Şerif







* * *

Söyle bakalım.

Lânet olsun sana Ey Yezit Pelid

Kızılbaş mi dersin söyle bakalım

Biz ol aşıklarız ezel gününden

Rafızî mi dersin söyle bakalım.





Ey Yezit, geçersen Şahın eline

Zülfükarın çalar senin beline

Edeple girdik biz kırklar yoluna

Kızılbaş mi dersin söyle bakalım.



Yuf etti erenler münkir size

İftira ettiniz sizler de bize

Muhammed sizleri tas ile eze

Rafızî mi dersin söyle bakalım



Pir Sultan’ım eder lânet Yezide

Müfteri yalancı Yezitler sizi

İste Er meydanı çık meydan yüze

Rafızî mi dersin söyle bakalım.





* * *







Düşüp hâke (toprağa) kırıldı çok Kızılbaş

Gazâ içün zırhlar döktüler yaş

İderler gerçi dâvâ-yı velîlik

Hezimet (yenilgi) mi olur şan-ı Alî'lik

Anun çün ismi olmuşdur Kızılbaş

Görünür tenlerinde çok Kızılbaş

Yakalar yırtuben çâk oldular (parçalandı) hep

Döküldüler kamu (hep) hâk (toprak) oldular hep

Kırmızı taç ile toldı mahreke (savaş alanı)

Kimi Varsak kimi Menteş kimi Teke

Dutdi yek-ser (baştan başa) gökyüzin şarkî

(doğulu) sipâhî (asker)

Elde tığ (kılıç)-u- dillerinde Şah Şah



(Babai ayaklanması)(63)



ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE (318)



Telli sazdır bunun adı
Ne ayet bilir ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde



Venedik’ten gelir teli
Eriktendir bunun kolu
Hey Allahın şaşkın kulu
Şeytan bunun neresinde



Abdest alsan aldı demez
Namaz kılsan kıldı demez
Kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde



İçinde mi dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde



Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde




NEYE YARAR DİZ NAMAZI:

Palan Koşum:
Var her işin zor olanı
Kılmak kolay düz namazı
Olduysan bir şark yılanı
Neye yarar diz namazı
*
Ozan Armutçu:
Vardır her işin kolayı
Yüce Mevla’dan dolayı
Olamadım bir Garp Ozanı
Bize yarar biz Namazı.
*
Edebiyat edep yahu!
Yüreklere hitap yahu!
Her mısra bir kitap yahu!
Yunus kılmış söz namazı
*
Edebiyat sebep yahu!
Şairlere hitap yahu!
Her Ozan bitap yahu!
Ozan kılmış köz Namazı.
*
Sevdadır âlemde yüce,
Gönül çözer gündüz gece,
Aşk denilen zor bilmece,
Bir ilahi haz namazı.
*
Mevla’dır âlemde yüce
Şair çözer hece hece
Ozanlık zor bilmece
Sonbahar kış yaz namazı.
*
Gösterişte gözü kara
Seccadeyi serer yola
Mevlam şaşırmış her kula
Nasip eyle öz namazı
*
Dürüstlükte gözüm kara
Hoşgörüyü serdim yola
Mevladan akıl İ-zan kula
Nasiptir iki göz Namazı.
*
Mümin olan takmaz tasma!
Anlamadan bize küsme!
Boş yere hiç yüzün asma;
Yüze gülmek yüz namazı!
*
Hayvan olan takar tasma
Anlamadan bize yazma
Boş yere Ozanlara kızma
99 değil yüzlere yüz Namazı.
*
Ferhat aşkla dağlar deler,
Şehriyârlar göğü eler,
Mahzunî, gönüller çeler
Veysel kılar saz namazı...
*
Yunus ateşi dağlar deler
Münkir Nekir Sevap eler
Mahsunî dişlerini biler
Veysel kıldı Arz Namazı.
*
Hayat yolu bak bir içim,
Zordur nefsin ile geçim,
Her anı bir ince seçim,
İmanınla sez namazı...
*
Hayat yolu bakma O biçim
Kolay mı bu çağda geçim
İkidebir oluyorsa seçim
Politikanla bin kez Namazı.
*
Ne saç sakal, ne kavuk, fes;
İnsanı bildik mukaddes,
Hakkı andık nefes nefes,
"Böyle kıldık biz namazı!..."
*
Saç sakal senin olsun Fes
Kuran kuldan Mukaddes
Hakkı anmayanın yeri kümes
Siz mi kıldınız? Siz! Namazı.





* * *



Çalış kazan ye yedir
Bir gönül ele getir
Bin Kabeden yeğrektir (iyidir)
Bir gönül ziyareti

Bir kez gönül kırdın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet bile
Elin yüzün yumaz değil



******



Barıştan Yana...



Zulüm için zalimlere

Evlat yollaman Analar

Bile bile ölümlere

Mendil sallaman Analar



Oda Ana, buda Ana

Buna nasıl can dayana

Oy Ana, An'a Ana

Olalım Barışdan yana!

Kan içinde yatlarını
Yüzdürürler botlarını
Kirli savaş atlarını
Artık yemlemen Analar


Oy Ana, An'a Ana
Olalım barış'dan yana.

Şah Turna yol gözler ana
Kıyar mı bir can bir can'a?
Ellere yakışır kına...
Kanla allaman Analar



O da Ana, buda Ana
Buna nasıl can dayana
Oy Ana, An'a Ana
Olalım Barışdan yana!..


Söz ve Müzik: Aşık Şah Turna



MUM YAKTIK IŞIK OLDUK

KARANLIK YILLARDA



Karanlık yıllarda ışık ararken

Mum yaktık söz oldu dinle bahtıyar

Bin yıl eveli ilm irfan ararken

Saz çaldık söz oldu dinle bahtiyar



Emevi abbasi vurdu inletti

Kılıç kama ile cihatı etti

İnsanlık alemi ezildi bitti

Cem tuttuk söz oldu dinle bahtiyar



Selçuklu osmanlı yarı imanlı

Yıllar yılı elleri oldu kanlı

Yolu yönü arap halife donlu

Dik durduk söz oldu dinle bahtıyar



Millet ırk insana koydular isim

Hanadan yerine kapital kesim

Varıdım o günde duymazlar sesim

O olduk söz oldu dinle bahtiyar



Sınırlı takımlı bölündü dünya

İlmin yolunda olan gitti aya

Rüyalar görürken cennetten yana

Baş koyduk söz oldu dinle bahtiyar



Halife molla hoca kadı kanun

Hak kelamı söde özleri melun

Bu çark yıllar bela başına kulun

Dur dedik söz oldu dinle bahtiyar



Ülkeler kuruldu yöneten oldu

İnsanlık aynada kendini gördü

Bilinen dinciye bu dünya dardı

Bil dedik söz oldu dinle bahtiyar



Yaratan adına verildi ferman

Yakıldık kesildik insaf el aman

Maraşta çorumda sivasta duman

Gör dedik söz oldu dinle bahtiyar



Emperyalist paylaşım yapar pilan

Söyledik ezilen topluma uyan

Sistemi içinde halkları soyan

Sor dedik söz oldu dinle bahtiyar



Atmışlı yıllarda direndik ayık

Sırtımız söküldü kesildi bıyık

İskence zindanlar kazıldı oyuk

Dur dedik söz oldu dinle bahtiyar



Tam bagımsız bir türkiye adına

Semeri vurdu demirel kır atına

Keyfi kıyıldı yiğitler canına

Of dedik söz oldu dinle bahtiyar



Kapalı ikili kararlar alındı

Hükümler verildi ipe salındı

Dogru gerçek daha sonra görüldü

Vah dedik söz oldu dinle bahtiyar



Göbekten bağımlı agabey devleti

Diyarı gurbete attı milleti

Görmedik gerici olan zihneti

Uy dedik söz oldu dinle bahtiyar



Topragı olmayan vatana aşık

Karnı aç evinde bulunmaz ışık

Ülkemde evimde kabedir eşik

Bu dedik söz oldu dinle bahtiyar



Eğitim öğretim görmeyen bizler

Kimin adına öldük içim sızlar

Bir gün elbet çözülür erir buzlar

Şu dedik söz oldu dinle bahtiyar



Altmış yıl da sağ zihniyet adına

Süs oldu emek beyler yat,ına

Saygı olmaz daha ana kadına

Ver dedik söz oldu dinle bahtiyar



Kurandı imandı baglanır başım

Cahil koyarlar boşa geçer yaşım

Sıkıntı töbekar söküldü dişim

Zor dedik söz oldu dinle bahtiyar



Fezali insandır sorarsan eger

Tanışıp anlamak muhabbet deger

Dünyanın merkezi insanmış meger

Bil dedik söz oldu dinle bahtiyar

ZORUNLU DİNDERSİ

Zorunlu dindersi dinayet emri
Ağlayıp sızlanma çek restini be
Büyük yürüyüş yap yık bu devri
Fidanlar yetiştir çek restini be

Eylemler yapılsın yeter bekleme
Gerçek oki daha sorun ekleme
Halkın ğücünü örğütle saklama
Şikayetci olma çek restini be

Eritme sindirme tutmadı gördün
Bu yobaz sürüye nice can verdin
Tutarlı örgütlen sağlam tut ferdin
Hükümet sallansın çek restini be

Vatanmış görev yaparız yıllardır
Hak alınır örgütlü sanma zordur
Her sorunun elbet çözümü vardır
Yürüde meydana çek restini be

Alevi adın özünde insanlık
Devrimi yapki yıkılsın kulluk
Gizli saklı duran şu padışahlık
Şanı şöhretine çek restini be

Gerçek çözüm birlikte çare bulur
Ayaklan yoksa daha yıl yıl durur
Tek yürek beden ğüç olan kurtulur
Birliğin yolunda çek restini be

Bu günden yarına uzatma işi
Çınlatsın ayaklar dağ ile taşı
Ezilsin yılanın zehirli başı
Geride kalana çek restini be

Bilinen görünen çözümü üret
Öğrensin herşeyi ayıksın millet
Özgürce eşit olsun hakca devlet
Yalana dolana çek restini be

Binbir çiçek açan aslı vijdanız
Ülkede bizde vatandaş insanız
İnsanı en yüce bilen canlarız
İnsan olmayana çek restini be

Yaşamı birlikte paylaşım kardeş
Dargınlık kırkınlık bitsin sırdaş
İnançlı kendi olsun sorumlu baş
Huzuru bozana çek restini be

Açık ol her keş tanısın bizleri
Silip atalım yalan dolan sözleri
İster utansın utanmaz yüzleri
Dışarda kalana çek restini be

Tarihler yazdı binlerce verdik can
Ne adına sordunmu döküldü kan
Birer ciğer parça onlar anadan
Bunu bilmiyene çek restini be

De artık son bulsun katliam yeter
Sil bütün intikamı düşmanlık biter
Gün gelir insalar huzurlu yatar
Gerçeği görmeze çek restini be

Fezali özgür hür yaşam arzumdur
İnce hesap gerçek düzeni kurdur
Kurtulan insana bedeli vardır
Gayrıyı tanıma çek restini be


Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin

Kâinatı sen yarattın
Her şeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar'attın
Cömertliğin nerde senin

Evli misin ergen misin
Eşin yoktur bir sen misin
Çark-ı sema nur sen misin
Bu balkıyan nur da senin

Kilisede despot keşiş
İs' Allahın oğlu demiş
Meryem Ana neyin imiş
Bu işin var bir de senin

Kimden korktun da gizlendin
Çok arandın çok izlendin
Göster yüzün çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin

Binbir ismin bir cismin var
Oğlun kızın ne hısmın var
Her bir irenkte resmin var
Nerde baksam orda senin

Türlü türlü dillerin var
Ne acaip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin

Adem'i sürdün bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin

Veysel n'eden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acaip sır da senin






İSLAM BİZİM NEREMİZDE ?
Haci bilmem hoca bilmem
Beş vakit namazı kılmam
Ramazanda oruç tutmam
İslam bizim neremizde ?

Çarşafım yok türbanım yok,
Ehl-i sünnet fermanım yok
Arafat'ta kurbanım yok,
İslam bizim neremizde

Cemimde yok sazımda yok
Karımda yok kızımda yok,
kırpık sakal yüzümde yok
İslam bizim neremizde,

Dem çekerim dolumda yok,
Bilimde yok ilimde yok,
Türkçe duam dilimde yok,
İslam bizim neremizde

Mezhep deyip nifak sokmam,
Tekbir ile insan yakmam,
Tespihim yok takva takmam,
İslam bizim neremizde,

Kandilimiz gecemiz yok
Arapçamız hecemiz yok
Hülleyecek kocamız yok,
İslam bizim neremizde ?

Muhammet'le Ali öldü,
Soyu sopu sürgün geldi,
Meydan Muaviye'ye kaldı,
İslam bizim neremizde,

Ehl-i beyt benim dostum
Ezdiler bağrıma bastım,
Ben İslam'a çoktan küstüm,
İslam bizim neremizde,

Saltanatı halifesi,
Hiç tanımam neyin nesi,
İrticası, Kara sesi
İslam bizim neremizde,

Tutturmuşlar ehl-i sünnet,
Ne cehennem ne de cennet,
Kül köle değilim ümmet,
İslam bizim neremizde,

Tüm dinlerden alıntım var,
Şamanlıktan kalıntım var,
Çok üzgünüm anlatmak zor
İslam bizim neremizde,

Özümde benlik yazılmaz,
Kimseye kuyu kazılmaz,
İç abdestim hiç bozulmaz,
İslam bizim neremizde,

Arıyorum tarıyorum,
Can gözüm var görüyorum,
GAZİ METİN soruyorum,
İslam bizim neremizde ?

Alevi dedesi ve halk ozani Hüseyin Gazi Metin



Hüseyin Gazi Metin

(Dede ve Halk Ozanı)



YOK DEDİLER

Yer,gök yok iken biz var idik
Varın emriyle sır gömleğini giydik
Nikahımız kılındı ervahı ezele erdik
Rahmet deryasından gayrı yok dediler

Mekanımız oldu Rahimi Rahman
Otuz hurufiyle heceyi Kuran
Başımızda tacı belde kemeri nuran
Kalbimiz Furkandır başka yok dediler

Cennetde kubbemiz nur ile ışık
Doğurduk,doğduk sallandı beşik
Adem gördü onun için oldu beşik
Kubbeye girmeye yok yok dediler

Hakk ile mekanda oldu kararımız
Kul olmuşuz ona var ikrarımız
Yaptık yoğurduk verdi fermanımız
Bu dünyadan başka dünya yok dediler

Dünyayı bizler yaptık yoğurduk
Muhammed Ali ervahların doğurduk
Dü cihana tellal olup duyurduk
Hakk dan gayrı ikrarımız yok dediler

Dünya Ahiret iki kısma ayrıldı
Biri baki diğerine fani ismi verildi
Her can aslı aslına sarıldı
Kur’an da kan katil yok dediler

Bakisi Kur’andır fanisi fürkan
Fani dünya için dökülmüştür kan
Baki Hakk’ın emri Hulki Hasan
Benzeri,halefi hiç yok dediler

İmtihan olmak için geldik cihana
Kol kol olup ilan verdik her yana
Şit İsmail ile sarıldık cihana
Ana baba burda dahi yok dediler

Şit ile nikahımız kubbede kılındı
Doğum beşiğimiz sarmalandı sarıldı
Emri fermanımız hem ikrarda alındı
Ervahımız birdir fark yok dediler

Cümlemiz birbirimize eyledik secde
Nur doğdu ademe eyledik müjde
Secdeye varın niyaz eyleyin sizde
Ademle Havvaya secde yok dediler

Fırka-i naci,acıdan ayrıldı
İkrar imana yol nam verildi
Kırklar cemine postumuz serildi
İkrarsıza dar didar yok dediler

Nuhun tufanı çün çıktı bize
Sırdan nikabı çekmişiz yüze
İbrahim Halilullah dediler bize
Narı Nur oldu ateş yok dediler

Sağ kolumuzu verdik hacere
Kurban olana verildi şecere
Mekke yolunda susuz kaldık biçare
Aradık dağı taşı su yok dediler

Ayağımızı vurduk su çıktı yüze
İkrar rahmet deryasında verildi bize
Abu zemzem dediler suyumuza
Bundan başka kevser yok dediler

İbrahim,Hacer aslındandır aslımız
Kureyşi,Haşimi neslindendir neslimiz
Nur ile münevver olmuş ceddimiz
Mustafa’dan gayrı güzel yok dediler

Ana rahmine düştük hayırlı gecede
Bir makam göründü gayet yücede
Doğupta geldik biz haticede
Fatımadan başka güzel yok dediler

Atam Muhammed’dir tacı serimiz
Aliyyül Mürteza belde kemerimiz
Hasan Hüseyindir şebber şübberimiz
Talipten gayrı yol yok dediler

Doğum ile ispat olundu vucut
Rahmet çeşmesi Fadimede mevcut
Cümlemiz birbirimize eyledik sücut
Talipten öteye yol yok dediler

Evladı Resulde yolumuz düzüldü
Talip namıyla ismimiz yazıldı
Doksan bin kürrede geçip süzüldü
Pişipte hall olmuş çiğ yok dediler

Doğumdan doğuma geldik bir kere
Aldılar bizi halka çembere
Arayıp bulamadılar katiyyen şerre
Helal zülal olduk haram yok dediler


Dedem ibrahimi sani ebem emine
Kemerden süzüldük geldik beline
Defterimiz verildi Hacı Kureyşe
Evladı Resuldür yalan yok dediler

Tamam oldu günümüz geldik dünyaya
Nurumuz benziyor güneşe aya
Elestü bezminden temiz bir maya
Süt sümük temizdir pis yok dediler

Anamız emzirdi girdik yediye
Nefs ile düştük dedikoduya
Kulak verildi bed kötü huya
Kendinden bi haber hiç yok dediler

Yirmiye kadar çok bela çektik
Bir iki tarlaya tohumu ektik
Yirmibirinde nikah altına girdik
Ondan sonra haram hiç yok dediler

Kendimizi gördük ne uzun ne kısa
Görürüz yanımızda vardır bir kimse
Taksimi ezelinde verildi hisse
Bundan daha iyi tellal yok dediler

Bize dediler mahşer tellalı
Ak defter ile seçilsin helalı
Tamamen seçilsin hakikat malı
Her şey aşikardır gizli yok dediler

Fadime kim olduğun edelim beyan
Gahi kız geldi,gahi oğlan ayan
Zülfikar eyledik biz ona ihsan
Bunda şek şüphemiz hiç yok dediler

Batin erenleri okudu künyemiz
Kendim Mustafayım,İbrahimdir özümüz
İmam Hasan Hüseyindir Ali ceddimiz
Tasdikli künyesin sen Hakk dediler

İmtihan olduk imtihanımız bitti
Kırkbirinde defterine kayd etti
İkrar iman carımıza hemen yetti
Dünya ahiret korkusu hiç yok dediler

İmam Hasan evladıyız gizli sırrımız
Nice defa geldik kimse bilmez yerimiz
Nesli Hacı Kureyş Mevalidir Pirimiz
Kureyşten gayrı Pir yok dediler


Şimdiki ismimiz koyduk HASANİ SANİ
Ervahı ezelinde Fadime canı
Koyunun evladıyız hemde çobanı
Bu çobandan yüce hiç yok dediler.
Başköylü Seyyid Hasan Efendi



2 Ali

İki Ali vardır, sizinki Arap
Gönüllerde düştür, bizim Alimiz
Sizin Ali, devri eyledi harap
Mazluma yoldaştır, bizim Alimiz

Sizin Ali, kana kine doymadı
Bizim Ali, hiç bir cana kıymadı
Sizin Ali, Hakk’ı insan saymadı
Temsili Zerdüşttür, bizim Alimiz

Sizin Ali, düşman müziğe meye
Bizim Ali, saki olur dünyaya
Sizin Ali, yönün döndü kayaya
Kıblesi güneştir, bizim Alimiz

Sizin Ali, taptı ganimetlere
Bizim Ali, ortak oldu dertlere
Sizin Ali, ruhun verdi kurtlara
Emekçi’ye baştır, bizim Alimiz

12 imam



Muhammet Alinin ismini sorarsan,

Taç Muhammet’tir ismi baş ile geldi,

Eğer Hakkı öz kalbinden ararsan,

Hatice Fatima kaş ile geldi,



Gözde bir nokta var Ali bilirsen,

Fehim edipte Elifi ve Beyi görürsen,

Hasan ile Hüseyin kuş ile geldi,



Zeynel kibrittir secdeye ine,

Bakır burundur kokuyu alır,

Cafer balkıyıp yüzünden durur,

Yedi hat içinde beş ile geldi,



Sakal bıyık Musa'i Kazımı

Rızadır, Taki ağızdır ağular süze,

Naki dudaktır dersimizi yaza,

Hasan Ali Askeri diş ile geldi,



Münkir münafık bu sırra eremez,

Aldanır karaya fehme varamaz,

Evliya yoluna doğru gelemez,

Dolanır mescidi beş ile geldi,



Pir Sultanım değil mi hatemi mühür,

Bunları Hak bilmeyen mutlaka kafir,

Hüdaya çağırır hallakül kafur,

Sevdası bu serde hoş ile geldi.






Ana doluluyum aleviyim ben

Enel hak deyip geri dönmeyen
Ana doluluyum aleviyim ben
Huri gılman cennetine kanmayan
Ana doluluyum aleviyim ben

Sevgidir dinimiz kagbemiz insan
Kırkların ceminde esiştir her can
Bizim için birdir gavur Müslüman
Ana doluluyum aleviyim ben

Vahiye inanmam ilimde varım
Akılla mantıkla yaparım yorum
Cağı yakalamaktır zorum
Ana doluluyum aleviyim ben

Allah ile insanları korkutmam
Cennet iyle cahilleri avutmam
Kıl köprüsü hayal hurafa yutmam
Ana doluluyum aleviyim ben

Ele bele dile sahip özümüz
Can evinden uyanmıştır gözümüz
Kanundur senettir sözümüz
Ana doluluyum aleviyim ben

Mum söndü iftira kuyu kazdığın
Asıp kesip zindanlarda ezdiğin
Kafir diye derisini yüzdüğün
Ana doluluyum aleviyim ben

Kuyucu gihat saclar yavuz selimler
Toplu katliamlar yaptı zalimler
Zalimin zulmünden korkmaz alimler
Ana doluluyum aleviyim ben

Bizim için yapılmıştı zindanlar
Yargısız infazlar kayıp insanlar
Özgürlük uğruna çok verdik canlar
Ana doluluyum aleviyim ben

Kızılbaşlık şöhretimiz tacımız
Gelin birlik olalım bitsin acımız
Bir olur bin doğar bizim gücümüz
Ana doluluyum aleviyim ben

Dinayeti din dersini kaldırın
Örümcek kafalara bilim doldurun
Kimliğimizi tüm dünyaya bildirin
Ana doluluyum aleviyim ben

Beş vakit camide yatıramadın
Asimle edip bitiremedin
Şeytan taslamaya götüremedin
Ana doluluyum aleviyim ben

Yeni bir taktik yeni bir oyun
Alın trilyonları ayrıldı payın
Satılık değiliz eyice duyun
Ana doluluyum aleviyim ben

Gazi Metin silahım yok sazım yar
Horasandan Çamşıhına izim var
Boyun eğmez baş kaldıran özüm var
Ana doluluyum aleviyim ben



Geldik Bu güne siir



Gök Ata’yı kendimize Adem eyledik

Yer Ana’yı kendimize Havva eyledik

Ol bir zerre suyu sır eyledik

O sırrı üfleyip insan eyledik

Ol insanı kendimize kıble eyledik

Sevgiyi din eyledik

Muhabbeti meze

Şarabı kevser eyledik

Halil İbrahim’i sofra eyledik

Ol sofraya İsmail’i kurban eyledik

İlyas’ı deryaya gark eyledik

Yunus’u balığa yem eyledik

Yusuf’u Mısır’a sultan eyledik

Musa’yı Firavun’a çoban eyledik

İsa’yı Arşullah’a bekçi eyledik

Muhammed’i gün

Ali’yi ay eyledik

Adını kendimize ad eyledik

Haksıza boyun eğmeyen Hüseyin’i imam eyledik

Enel Hak Mansur’u dar eyledik

Arabi’nin vahdetini vücut eyledik

Yesevi’nin dört mertebesini kapı eyledik

Ol kapıda İlyas’ı Baba

Bektaş’ı Hünkar-ı Veli eyledik

Ol Bektaş’ı ser çeşmede

Kabe görmeden Hacı eyledik

Mevlana’yı dost eyledik

Tebrizi’yi Şems eyledik

Yunus’u dil eyledik

Abdal Musa’yı cem eyledik

Ol cemde Karaca Ahmet’i gözcü eyledik

Fazlı’yı hançer eyledik

Nesimi’nin derisini eynimize libas eyledik

Yarın yanağından gayrı her yerde

Bedreddin’i kendimize şeyh eyledik

Şah Haydar’ı başımıza kızıl taç eyledik

Sultan Abdal’ı kendimize pir eyledik

Sazını cemimize bülbül eyledik

Fuzuli’yi gül eyledik

Hatayi’yi söz eyledik

Kul Himmet’i üstat eyledik

Virani’yi, Yemini’yi ol üstada eş eyledik



Tüm bunları sırlayıp bir erkan eyledik

Ol erkana serimizi koyup talip eyledik

Hakkı gönül evimize mihman eyledik

Haber saldık peyikler ile

Semah tuttuk geyikler ile

Avaz kıldık turnalar ile



Unutulmasın diye ovalara, dağlara, taşlara, ırmaklara

adımızı ad eyledik

Boyumuz boysun,

Soyumuz soysun diye

Kamber’i kılavuz

Hızır’ı yoldaş eyledik

Sıratı yol

Acıyı bal eyledik

Geldik bugüne...



Kalenderim



Ne dinim var ne imanım
Kalenderim kalenderim
Ne şekkim var ne gümanım
Kalenderim kalenderim

Ne taşlardan arlanırım
Ne sözlerden dillenirim
Çul da giysem sallanırım
Kalenderim kalenderim

Ne salnım ne selatım var
Ne farzım ne sünnetim var
Ne govum ne gıybetim var
Kalenderim kalenderim

Dört kitabı ben yazarım
Kırklara engür ezerim
Kendi reyime gezerim
Kalenderim kalenderim


Hak'ka şükür kızılbaşım

İster sövün ister asın
Hak'ka şükür kızılbaşım
Sevmem ikilik dünyasın
Hak'ka şükür kızılbaşım

İkrar verdim dönmem geri
Bundandır adım serseri
İnsan olduğumdan beri
Hak'ka şükür kızılbaşım

Benden yakın Allah bana
Her sözü bismillah bana
Kem düşünmek günah bana
Hak'ka şükür kızılbaşım

Başta kızılbaş Ali'dir
Ali'nin yolu uludur
Biri de Bektaş Veli'dir
Hak'ka şükür kızılbaşım

Mahzuni aktım çağladım
Hak'ka vardım adım adım
Başıma kızıl bağladım
Hak'ka şükür kızılbaşım

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF







DEĞİLİZ
Minareye çıkıp bize bağırma
Haberimiz vardır sağır değiliz
Sen kendini düşün bizi kayırma
Allah’la biz ayrı-gayrı değiliz



Her yerde biz Hakk’ı hazır biliriz
Olgun insanı Hızır biliriz
Bundan başkasını sıfır biliriz
Tahmininiz yanlış, biz kör değiliz

Eğer insanlıksa doğru niyetin
Nefsini ıslah et varsa kudretin
Bize lazım değil senin cennetin
Huriye gılmana esir değiliz

Arapça duaya değiliz mecbur
İster Müslüman bil, istersen gavur
İnsan hor görmek en büyük küfür
Buna inanmışız, münkir değiliz

İBRETİ, bu hâle insan acınır
Ham sofular bu sözlerden gücenir
Aslına ermeyen elbet gocunur
Onu avutmaya mecbur değiliz





NE ÇIKAR

Göremiyor isem gerçek varlığı
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
Sanat edindiysem sahtekârlığı
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

Kemaletim, hidayetim olmazsa
Marifet suyundan kabım dolmazsa
Benden insanlığa eser kalmazsa
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar

Dâimi’yim nefse galip olmazsa
İlme fazilete talip olmazsa
Ele-Dile-Bele sahip olmazsa
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar





YARATMAZDIM BEN

Allah’ım senin yerinde olsaydım

Başta kör şeytanı yaratmazdım ben

Her şeye kadir-i mutlak olsaydım

Saklanıp gizlenip aratmazdım ben



Gizlenmezdim çıkar idim meydana

Hiç kimsenin gücü yetmezdi bana

Hakim olsa idim cümle cihana

Haksızı yaşatıp var etmezdim ben



Ahireti getirirdim dünyaya

Eşit hak tanırdım bayana baya

Herkesi koyardım cennet âlâya

Cehennemde yakıp nar etmezdim ben



Sen olsaydım kestirmezdim başı

Yok ederdim bu dünyadan savaşı

Güzel yarattığım kullara karşı

Silah yapıp fitne üretmezdim ben



Kul Hasan’ım kullarıma kızmazdım

Kullarımdan asla ayrı gezmezdim

Kulumun kaderin kara yazmazdım

Haklıyı haksıza yar etmezdim ben





ALLAH OLSAM

Allah olsam sağlam düzen kurardım

Kimse yakıp yıkıp bozmasın diye

Savaş yapan devletleri bağlardım

İnsanlığa mezar kazmasın diye



Hayat yaşamayı ballandırırdım

Bin bir çiçek eker güllendirirdim

Asalağı hemen uslandırırdım

İnsanları üzüp ezmesin diye



Ahret hesabını burada görürdüm

Cennet hayalini terk edin derdim

Erkeklere birer kadın verirdim

Dört kadınla yatıp azmasın diye



Engür şarap benim sevgili badem

Allah olsam bile insandır kabem

Dünyadan yobazlığı yok ederdim

Laikliğe fitne dizmesin diye



Kul Hasan’ım yanlış yola gitmezdim

 
Bütün Makaleler... BÜTÜN MAKALELER

© Copyright 2006-2012 Kiel Alevi Toplumu

FIREFOX internet tarayıcısını kullanmanızı tavsiye ederiz...