|
KISACA ALEVİLİK
Alevilik Nedir?
Alevilik inanç, kültür ve toplumsal yaşamı kapsayan, 3 boyutlu bir öğreti, birçok inancın kaynaşmasından oluşan kendine özgü bir inançtır. Aleviler öğreti ve inançlarını Hak-Muhammed-Ali, Hünkar Bektaş Veli kamili insanlık yolu, kısaca ‘YOL’ olarak tanımlarlar.
Alevi-Bektaşi inancın temel ilke ve ikrarnamasi: Eline Diline Beline (EDEBe) sahip olmaktır.
Alevilikte tanrı inancı;
Aleviler insan ve doğanın uzaydaki tüm varlıkların birliğine, (Vahdeti-Mevcut = varlığın birliği) aynı kaynaktan oluştuğu düşüncesine ve tanrının (Allah’ın) bunların toplamı olduğuna ve tanrının, alemde en mükemmel varlık olan insanın özünde olduğuna inanırlar.
Alevi öğretisinden bazı deyimler:
Her ne arar isen kendinde ara. - Benim Kabem insandır. - Okunacak en büyük kitap insandır. - İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. - Bilim bizim yolumuzdur. Sevgi bizim dinimizidir, başka dine inanmayız. - Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma. - Enel-Hak (gerçek, tanrı benim)Bu deyimlerden de anlaşılacağı üzere, Alevi öğretisinde (inancında) insan, bilim ve sevginin çok önemli bir yeri vardır.
Aleviliğin kültürel boyutu:
Müzik, dans (semah) deyiş/şiir ve her türlü sanatı kapsar. Alevilerde özelikle deyiş ve semah duygu ve düşünceleri yaymak dile getirmek için bir araç olarak kullanılır, aynı zamanda bir tür ibadettir. Aleviliğin Danimarkalılarında bildiği ‘dansende -dervisher’ (dans eden dervişler) ve sufizmle (tasarrufla da) yakın ilişkisi vardır.
Aleviliğin toplumsal boyutu:
Alevi toplumunda, zor yoktur, her şey, gönüllülük (rıza) üzerine kurulmuştur. Alevilerin toplumsal ütopyası, özlediği toplumsal düzen: Yarin yanağından gayri her şeyin paylaşıldığı, insanları ezmeden ezilmeden mutlu yaşadığı bir tür sosyalist bir düzendir.
Alevi öğretisi.
Doğada olduğu gibi, her şeyin değiştiği ilkesinden hareket eder. Kurallar, sınırlar ve yasaklar topluluk tarafından konulur ve kaldırılabilir. Alevi toplumunda 72 millete bir bakılır, toplumda herkes (ırk, milliyet, cinsiyet (kadın-erkek), eşit, aynı hak ve sorumluluklara sahip olmalıdır.. Aleviler tüm dinlerin temel/öz buyruklarına saygı duyarlar. Irkçılığın, milliyetçiliğin, fanatikliğin Alevi dünya görüşünde (felsefesinde) yeri yoktur.
Aleviliğin tarihi.
M. sonra 800-1100 yıllarında Orta Asyada göçebe halinde yasayan Türkler Ortadoğu ve Anadolu’ya gelirken ‘bavullarında’ kendi inançları (Şamanizm) dışında Budizm ve diğer inançlardan da bir şeyler getirmişlerdir. Anadolu’da bu inançlar, eski İran, Kürt inançları (Zerdüşt vs.) Ve ayrıca, Yahudililik, Hıristiyanlık, İslam ve eski Yunan doğa felsefesinden unsurlarla karışmış ve daha sonraları (Batınilik, Kızılbaşlık, Bektaşilik) ve sonuçta Alevilik olarak ortaya çıkmıştır.
Alevilik: Anadolu’da yasayan çeşitli halk ve kültürlerden oluşmuş ve o tarihte var olan hakim din ve toplumsal düzene karşı bir muhalefet hareketi olarak ortaya çıkmış ve gelişmiştir.
‘ALEVİ’ kelimesi:
Alevi kelimesinin çeşitli sembolik anlamları vardır: Felsefî anlamda alevi kelimesi; her şeyin ‘alevi’ öz kaynağı, ‘nur’ kutsal yaratıcı güce bağlanır. Doğada her şeyi hareket ettiren enerji ve canlılarda yasam gücü olarak kabul edilen aşk/sevgiye bağlanır. Diğer inançsal ve toplumsal yönüyle de; İslam peygamberi Muhammed’in amca oğlu ve damadı Hz. Ali’ye bağlanır.İslam’ın o zaman ki Arap toplumunda ki hakim güçlere karşı bir devrim olarak ortaya çıkmasında büyük emeği geçen fakat, İslam dini iktidar olduktan sonra ailece, (Eehli-Beyt olarak) haksizlik ve zulme maruz kalıp katledilen Hz. Ali ve yandaşlarına sevgi ve düşüncesine bağlılığı simgeler.
Alevilik ve İslam
Aleviler bütün dinlerin olduğu gibi, İslam’ında temel/öz buyruğuna inanır/saygı duyarlar, fakat oruç, namaz, haç vb. gibi ibadet ve birçok yüzeysel kural ve Kuran yorumlarına uymazlar. Ayrıca Aleviliğin temel inanç ve ibadet kurumu olan CEM ve cemde olan hiç bir uygulama bilinen islam kuralları içinde yoktur..
Alevilik öğretisi (4 Kapı - 40 Makam):
1200 yıllarında yaşamış ve Alevilerce Pir kabul edilen “Hünkar Bektaş Veli” tarafından kurulmuştur. HBV’nin öğretisi, 4 kapı-40 Makam üzerine kurulmuştur. Sırayla Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat, olarak isimlendirilen 4 Kapı, yine sırayla; Yasa - yol - eylem - Hakikat anlamındadır. Ve Hünkar Veli, bu 4 kapıyı, uzayda bulunan ve her zaman hareket hainde olan 4 ana maddeye hava, ateş (enerji) su, toprağa ve bunları da CANa bağlamaktadır. Buna 5 unsur denir. Hünkar ‘Bektaş’ ismi de bu beş unsur (beş-taş) tan gelir. Burada hareket ettirici güç ateş/enerjidir. ‘Her şeyin bir yüzü, bin özü vardır’ önemli olan bu özleri bilmek öğrenmektir.
40 Makam:
İlk makamı iman (inanmaktır): HBV: ‘İnanmak akıl, mantık, bilim üzeredir, akla mantığa sığana kalbinden sahip çık’ ve ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyor. Kırkıncı son makam ise: Kamili-insan, Enel-Hak olmak (Kendini tanrı yerine koyabilecek, bilgi ve olgunluğa ulaşma) makamıdır. Kısaca insan, bilim ve sevgi yolundan 4 kapı-40 makamdan geçerek (tanrıya) tanrısal bir olgunluğa ulaşabilir.
Aleviler tarih boyu ezilmişler:
Aleviler tarih boyu, hakim güçlerin baskı sömürü sistemlerine karşı (inançsal, kültürel ve politik) yönden muhalefet olmuşlardır. Aleviler inançları yüzünden, yüzyıllarca iktidarlar, cahil kitleler ve fanatik dinciler tarafından baskı altında tutulmuş, katliamlara maruz kalmıştır. Buna karşı Aleviler örneğin Osmanlılar döneminde 200"ün üzerinde halk ayaklanmasına öncülük etmiştir. Alevilere ve aydın lâik insanlara yönelik bu iktidar destekli, fanatik-dinci saldırıların en son örneklerinden biri 2 Temmuz 1993"te Sivas’ta olmuştur. Pir Sultan’ı anma şenlikleri altında yapılan etkinliklere katılan 33 aydın, sanatçı ve semahçı genç, güvenlik güçlerinin göz yumması nedeniyle, cahil fanatik kitlelerce kaldıkları Madımak Otelinde, yakılarak katledilmiştir. Yüzlerce yaralı arasında, uluslararası alanda tanınmış, yazar Aziz Nesil’de vardı.
Alevilikte Semah ve Cem;
Semah Alevilerin geleneksel ‘dansıdır’, bir çeşit ibadet biçimidir. Semah kelimesi; gökyüzü/uzay ve müzik ve sözle öğrenme anlamına gelir. Ayrıca evrende ki her şeyin hareket ettiğini, bir dönüşümden geçtiğini sembolize eder. Semahta insan duygusal bir dünyada uzayı/alemi dolanıp, aradığını yine kendinde bulması sergilenir. Semah normal olarak Alevilerin CEM dedikleri özel toplantılarında dönülür.
Alevilikte CEM:
CEM ‘birlik’ demektir. Burada ki birlik hem insanin kendini bilmesi, toplumsal dayanışma, alemdeki varlıkların birliğini kapsar. Cem, derneklerde yapılan genel kurullara benzetilebilir. Cem’de tüm üyeler kendilerini görgüye/ toplum içinde sorguya (dara) çektirirler. Bu yönüyle Cem, bir tür halk mahkemesidir.
Alevilerin kişisel sabit, belirli, yer ve zamanda yapılan ibadet şekilleri yoktur. Önemli olan her an (ibadetli) iyi insan olmaya çalışmaktır.
Aleviliğin en önemli kurumlarının ve ibadetlerinin basında Cem gelir ve topluluk istediği zaman, uygun herhangi bir yerde yapılabilir.
Cem in kaynağı İslam öncesi eski Türk ve Iran inanç ve kültürlerinin İslam la birleştirildiği KIRKLAR MECLİSİ (CEMi) inancına dayanır.. 19 Kadın, 21 erkeğin ve Hz. Ali’nin de olduğu bu Ceme/meclise, Hz. Muhammed Peygamber olarak değil, Hadümül-fukara, fakirlerin hizmetçisi olarak girebilmiştir.. Hizmet Alevilikte en önemli unsurlardan biridir, yola hizmet için girilir, halka hizmet, hakka hizmet olarak kabul edilir..
Bir kaç çeşit Cem vardır. Fakat hepsinin gündeminde, 12 hizmet vardır. 12 hizmetin; sosyal, kültürel, politik, ahlâksal, pratik ve inançsal anlamları vardır. Cem’de kadın erkek, yaşlı, çocuk eşit sayılır, herkes birbirine CAN veya bacı kardeş diye hitap eder. Cem’de 12 hizmetten birisi de semahtır.
Alevilikte Semah ve sembolik anlamları:
* Semah normalde Cem’de dönülür (dönmek hiçbir şeyin durmadığını ölmediğini hareket edip değiştiğini sembolize der. * Semah, Cem dışında ayrıca; toplumsal içeriği olan toplantılarda ve tanıtmak amacı için dönülebilir. Başka yerlerde düğün, eğlencelerde vs. kurallarına uyulamayacağı için, semah dönülmesi uygun görülmez.
* Yüzün üzerinde semah çeşidi vardır, hepsi için geçerli olan, ağır tempoyla baslar, hızlanır ve yavaşlayarak durur. Duyguların/ruhun uçuş ve geri dönüsünü sembolize eder.
* Cemde ve Semah dönülürken normalde çırağ/mum yakılır. Bu ışık, bütün alemi hareket ettiren/yaratan ilâhî NUR olarak kabul edilir. Ayrıca alevi/enerjiyi, bilim ve sevgiyi-aşkı sembolize eder.
* Semahta kadın ve erkek şarttır, bununda birlik, eşitlik, yaradılış, sevgi, karşıtların birliği gibi çok derin anlamları vardır.
* Semah yalın ayak dönülür, duygular dünyasında uçulsa da gerçeğe, doğaya/toprağa bağlılığı sembolize eder. (Oku; benim sadık yârim kara topraktır. A.Veysel)
* Semah günlük, fakat temiz elbiseyle dönülebilir, bazı semahlar dışında (üryan semahı) özel elbise gerekmez. Genelde bele, kendini kontrol etmeyi (Eline Diline Beline sahip olmayı) ve sevdiğine (yola) bağlılığı sembolize eden bir kuşak (kemerbest) bağlanır.
* Bazı semahlarda avuçlar yer ve gökyüzüne döndürülür, yerle gök arasında (1. kapı hava ve 4 kapı toprak / tanrı ve insan) arasında bağ kurulur.
* Gözler genellikle el/avuç içine bakar, bu da aynada kendini (insanda tanrıyı) görmeyi, sembolize eder. (Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme. Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme)
* Semahta kalbe, (döşe) götürülen eller, Alevilerin bir tür selamıdır. İçten ve kalpten sevgi ve yola bağlılığı sembolize eder.
* Bazı semahlarda eller dairenin dışından içine uzatılır. Bu Haktan, hakkıyla, helâl alıp, halkla ‘yarin yanağından gayrisini paylaşmayı’ sembolize eder.
* Bazı semahlardaki figürlerde doğadaki canlı varlıkların (hayvanların, bitkilerin) özeliklerini, emek, sevgi, birlik vbg. çeşitli konuları sembolize eder.
Feramuz Acar
Alevilik insanlık yoludur.
Aleviliğin tanımını değil üç beş cümle ile yapabilmek klasör dolusu makaleler yazmak ile dahi tam anlamıyla yapabilmek mümkün değildir sanırım. Ancak okuyucularımızı fazla yormamak adına çok kısa ve öz olarak anlatmaya çalışalım.
Alevilik kısaca, İslami coğrafyada vücut bulmuş, inancın merkezine HAK, MUHAMMED, ALİ, Ehlibeyt ve 12 imamlar sevgisi ile İnsan-i Kamil olgusunu oluşturmuş zahiri (maddi) varlıktan arınarak batın-i (iç-uhrevi) varlığa yönelmiş Tanrı, İnsan, Evren varlığını HAK, MUHAMMED, ALİ söylemi ile vahdet-i vücut (varlığın vücuda gelmesi) kısaca mistik inancın özüne yönelmiş bir YOL’dur.
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine ve zamanın şartlarına göre yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir.
Gerek dine bakışı gerekse felsefi yapısı ile farklı dinlerden ve kültürlerden aldığı maddi (zahiri) söylemi batın-iliğe dönüştürerek hiçbir inanca kapısını kapatmayıp bütün dinlerin HAK dini olduğunu kabul etmiştir. Bunun en çarpıcı örneği 124 bin peygamber haktır ve gerçektir sözünü gülbenklerine katarak „Adem’den Muhammed’e Muhammed’den bu deme gelmiş geçmiş 124 bin peygamberin yüzü suyu hürmeti hakkı için kusurumuzu bağışla yarab“ diye bütün peygamberlerin HAK peygamberleri olduklarını kabul etmiştir. Anadolu coğrafyasında yaşayan Kızılbaş ya da Bektaşi olarak adlandırılan Alevilerin inancında yalnız peygamberler ya da 12 İmamlar etkili olmamışlardır. Gerek asyatik kültür gerek Mezopotamya kültüründen gelen ve İslamiyetle sonradan tanışan Anadolu Alevileri inancın merkezine insanı oturtmakla birlikte Pir Hünkar-i Veliyi de kuşkusuz ki en az Hak Muhammed Ali derecesinde sahiplenmişlerdir. Ayrıca inancımızın olmazsa olmazlarından birisi de Hak aşıkları dediğimiz 7 ulu ozanlarımızdır.
Felsefi yapısı ile bahr-i ummandır Alevilik. Ne önü ne sonu belli olmayan sonsuz derinliğe sahip bir ummandır Alevilik.
Yaşadığı her bölgede farklı bir yapı ile karşımıza çıkar ki Anadolu Aleviliği batın-iliği en üst seviyede yaşayan bir bölgedir bu anlamda.
Gerek inanç yapısı gerekse felsefi yapısı ile Anadolu Aleviliği farklı inanç ve kültürlerden çok daha fazla etkilendiğini görüyoruz. Bunun için değişken ve dönüşkendir. Tarihin hiçbir dönemindede şekilciliğe önem vermemiştir. Tam aksine şekilden ziyade içe yönelmiştir. Örneğin temizliğin salt su ile değil gönül yolu ile olması gerekliliğini savunur.
Tuttuğun oruç oruç değil
Kıldığın namaz namaz değil
72 millet bile
Elin yüzün yumaz değil
Derken Yunus Emre gösterişte yapılan ibadetin çok önem arz etmediğine dikkat çekmeye çalışmıştır. Aleviler için şüphesiz bir yaradan vardır. O HAK`tır ve mutlaktır, ancak ne yaradılandan ayrıdır nede yaradılan ile aynıdır.
İki aynanın karşı yansıması gibidir yaratan ile yaratılan aralarındaki fark, su ile buz misalidir. Onun için „yaradılanı severim yaratandan ötürü“ demiştir Yunus Emre.
Buna bir başka örnek verecek olursak;
Tuttum aineyi yüzüme
Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme
Ali göründü gözüme
Ali evvel Ali ahir
Ali batın Ali zahir
Ali gaffur Ali gahir
Ali göründü gözüme
Ali candır Ali canan
Ali dindir Ali iman
Ali Rahim Ali Rahman
Ali göründü gözüme
Derviş Ali 16. yy
Derviş Ali’nin aynada Ali’yi görmesi ve Ali’yi tarifi özünde Yaratan ile yaratılanın varlığı ve birliğinin ifadesidir. Evreni ve insanları yaratan mutlak varlık, yarattığı canlı cansız bütün nesnel varlıklarda kendisini gizlemiştir. Onun için Aleviler bütün yaradılanlar Yarada’nın tezahürüdür (yansıması) derler.
Alevi doğulmaz Alevi olunur. Alevi olmanın ilk koşulu ise insan-i kamil (olgun insan) olma yolunda atacağı ilk adımdır. Nedir bu ilk adım? Bilgi sahibi olmak. İkinci koşulu ise dürüst ve temiz ahlaklı olmayı öğrenmek, „nefsine sahip olmayı, nefsi ile mücadele etmeyi, kin, kibir, öfke ve haset“ denilen insanların ve insanlığın başına bela olan bu musibetleri kontrolünde tutabilmeyi öğrenmek. Biz buna „perhizkarlık“ deriz.
İnanç ve ibadetinde şekilciliğe çok önem vermeyen Alevilerin bu nedenden dolayı yaptıkları ibadetinde şekilden çok uhrevi (ruh temizliği) ya da (ruhen gıda alma) özelliğine özen gösterdikleri bir gerçektir.
Bu konuyu inanç ve ibadet bölümümüzde daha iyi geniş olarak işleyeceğiz. Tabi bu arada bir sosyal yapıyı da içerisinde barındırır ki bunada HAK`ça paylaşım denir. Ağlattığını güldürmek, döktüğünü doldurmak, yıktığını yapmak, düşürdüğünü kaldırmak zorunlu bir koşuldur Alevi inancında. Müsahiplik olgusu ise sosyal yapının bir diğer adıdır. Ayrıca tarikat kapısına girmek için ikrar verebilmesi müsahibine bağlıdır ki. İkrar verip Tarikat kapısına girmeyen Alevi adı Alevi olarak kalır ama Alevi olmaz. Alevi anne ve babadan doğmuş olsalar bile.
Aleviliğin bir de siyasal duruşu var dedik. Bunun en açık ve bariz örneğine gerek imam Cafer buyruğunda gerek Malakatı Hacı Bektaşi Veli de rastlamak mümkündür.
Nedir Aleviliğin siyasal duruşu? Kesinlikle zalimlik yapmamak ve zalimin yanında değil mazlumun yanında yer almaktır.
„Haksızlıkların karşısında boyun eğmeyeceğiniz, haksızlıkların karşısında boyun eğerseniz eğer hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz“
Hz. Ali
„Zalimin karşısında boyun eğip şerefsizce yaşamaktansa, zalime karşı durup şerefinle ölmek daha hayırlıdır“
Hz. Hüseyin
„Her kim ki Tevvella Teberra eylemeye sıfatta insan olsa da Tarikatda Murtat(düskün-hain) sayılır“
İmam Cafer Sadık
Tevvell Teberra : Ehlibeytin dostlarına dost düşmanına düşman olmak.
Ehl-i beyt : Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, İmam Hasan, İmam Hüseyin
Kimdir ehlibeyit ve soyuna ve de yoluna düşmanlık edenler. Ebu Süfyanlar, Ebu Mervanlar, Muaviye Yezid ve onlar gibi zalimlik edenler. Bu anlamda bütün zalimlere Aleviler bir bütün olarak Yezid derler. Yezid zulmün ve zalimliğin bayraklaşmış halidir.
Bundan şu sonuç çıkmamalıdır. Alevi olmayan bütün Sünniler yeziddir. Bu son derece yanlış ve Alevi ahlakı ve de inancına aykırı bir düşüncedir. Sözün özü siyasal duruşu ile alevilik haksızlığa zulme ve zalime karşı çıkmaktır. Buna biz Aleviler Hüseyin duruşu deriz.
Sonsöz: Kıblesi insan, Kabesi cemal, eline beline diline sahip olan, insan sevgisi ile HAK sevgisini yüreğinde taşıyabilen, kinden nefretten arınmış, 72 milleti bir bilen HAK YOL’unda yolcu olan canların birliğine ve inancına Alevilik denir.
Erdoğan ARSLAN/Bilal Şahin
HAK DEYİŞLERİ:
Kainatın Aynasiyim
Kainatın Aynasiyim
Madem ki ben bir insanım
Hakkın varlık deryasıyım
Madem ki ben bir insanım
İnsan hakta hak insanda
Arıyorsan bak insanda
Hiç eksiklik yok insanda
Madem ki ben bir insanım
İlim bende kelam bende
Nice nice alem bende
Yazar levhi kalem bende
Madem ki ben bir insanım
Bunca temmenni dilekler
Vız gelir çarkı felekler
Bana eğilsin melekler
Madem ki ben bir insanım
Tevrat`ı yazabilirim
İncil`i dizebilirim
Kuran`ı sezebilirim
Madem ki ben bir insanım
Enel Hak`ım ismim ile
Hakka erdim cismim ile
Benziyorum resmim ile
Madem ki ben bir insanım
Daimi`yim harap benim
Ayaklarda turap benim
Aşıklara şarap benim
Madem ki ben bir insanım
Gerçeğe Hu
Büyük patlamadan çıktım yoluma
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Kadim dünya bakma benim halime
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Ateş oldum galekside kavruldum
Kütle kütle kainata savruldum
Devriye de devir devir çevrildim
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Erkeğin teninde büründüm gene
Dişinin rahminde boyandım kana
Zamanı gelince dönüştüm cana
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Bu devri alemde oldum bilinmez
Aradım kitabı sırrı bulunmaz
Kamil olan insan yoldan ayrılmaz
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Şafak Altun gerçeklere hu diyem
Benim aslım ateş toprak su diyem
Aslın inkar edeneler yu diyem
Haydan geliyorum Hu ya giderim
Ozan Şafak Altun
Hamburg, 21.12.2009
Bir ah olsam hükmeylesem cihana
Bir ah olsam hükmeylesem cihana
Kilise mescidi yıkar giderdim
Okullar yapardım bütün insana
Cehaleti kökten söker giderdim
Fabrikalar kurar idim her yerde
İkiliği kovar idim bu serde
Ayrı gözle bakmaz idim bir ferde
Cihana bir gözle bakar giderdim
Gerçek insanları bilirdim Allah
Ondan gayrısına tapmazdım billah
Ne Kabe kalırdı ne de Beytullah
Yerine bir arpa eker giderdim
İnsanlıktan başka olmazdı cennet
Yok olurdu İsa Musa Muhammet
Kalkardı dünyada mezhep tarikat
Dinlerin bağını çözer giderdim
Bir olurdu zengin fakir her zaman
Çaresiz dertlere olurdum derman
Ne gavur kalırdı ne de müslüman
Tümünü bir yola çeker giderdim
Gece gündüz çalışırdım millete
Bir faydalı kul olurdum elbette
Bir ırmak olurdum güneşten öte
Yeni fezalara akar giderdim
O günü görseydim yüzüm gülerdi
Dünyada insanlar bayram ederdi
Ne bir silah ne bir atom kalırdı
Bir ulu deryaya döker giderdim
İbreti der varlığımız bitmezdi
İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi
Ayrı gayrı devlet icap etmezdi
Dünyaya bir bayrak diker giderdim
BEN İNSANDIM
Yoktu hiçbir farkım
Diğer kullarından tanrının
Dokuz ay on gün
Ana rahminde kalan
Doğan,büyüyen,konuşan
Yemek yiyen bir candım.
Iyiye,güzele,doğruya
Tüm ezilenlere dost
Kötüye,çirkine,zalime,zulme,baskıya
Düşmandım.
Ben İNSANDIM
Yirmilerdeydim
Henüz ömrüne doymamış
Gençecik bir fidandım
Canımı aldılar ecelsiz
Pırıl pırıl bir mayıs günü
Saplandı yağlı kurşunlar bedenime
Tepeden tırnağa alkanlar içinde
Uzandım
Vebalım,sevdalım toprağıma
Ben İNSANDIM
Akan kanımla kadeh tokuşturdu
Zalimler ordusu
Bilmedilerki ben
Her söylenen türküde
Yakılan her ağıtta
Şaha kalkan halkımın gür sesinde
Baştan başa isyandım.
Ne beş meteliğe satılmaya Hazır
Ne hain,nede yediği insan eti
İçtiği kan olan sultandım
Ben İNSANDIM
Zulüm ve işkence dert kahır
Unutulur
Ben unutulmam
Ben dilden dile dolaşan
Bir destandım
Ben pencelerini ve iğrenç dişlerini etime geçiren
Zalimlerin ağzında kandım
Ben toplu imhalar,ben idam,ben sürgündüm
Ben İNSANDIM
Tarihtim ben
Ezilenlerin hor görülenlerin tarihi
Geçtim zulüm cemberinden
Taşıdım başımda kizil başlığımı yılmadan
Nice imparatorlar,sultanlar
Cümle iblisler yoketmek istediler beni
Saldım horasandan gelip köklerimi
Anadolunun bağrına
Bügüne dek direndim
Ben İNSANDIM
Spartaküsle beraberdim
Roma arenalarında
Nesimiyle birlikte yüzülen
Pir Sultanla dar-ağacında
Can verendim
Muaviye oğlunun
elinde kesik bir baş
Bedrettin müritlerinin
Yalın kılıcında
Ak libasında
İnsanlığın ilk umuduydum
Ben İNSANDIM
Yurt sevgisi kasasında dolar
Yüzünde igrenç maske olanlar için
Vatan hainiydim
Maraşta süngülenen dogmamış bebek
Çorumda kurşunlanan halk
Kirvelerim,hısımlarım
Otuz yedi can yoldaşımla
Ateşte semaha durup
Hakka yürüyendim
Benzerlerimdi beni
Yoketmek isteyenler
Ama ben ama
Ben İNSANDIM
Ben daragacında üç fıdan
Ser verip sır vermeyen yigit
Hain pusuda kırık gözlügü
Keşkin kalemi kalan
Bagladım canımı zülfün teline
Diyen yaralı ceylandım
Ben İNSANDIM
Bitmeyen kavgada
Kutsal özlemi ugruna alkanlara boyanıp
Gelecek aydınlık özgür günleri müjdeleyen
Kurtuluşun bereketli topragında
Filizlenen bir fidandım
Ben İNSANDIM
Ben İNSANDIM
Ben İNSANDIM
Bu Alemi Gören Sensin
Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin?
Kainatı sen yarattın
Her şeyi yoktan mi var ettin
Beni çıplak dışarı-attın
Cömertliğin nerde senin?
Evli misin ergen misin?
Eşin yoktur bir sen misin?
Çarkı sema nur sen misin?
Bu balkıyan nur da senin
Kilise'de despot keşiş
İsa Allahın oğlu demiş
Meryem Ana neyinmiş
Bu işin var bir de senin
Kimde korktun da gizlendin
Çok arandın, çok izlendin
Göster yüzünü çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin
Bin bir ismin bir cismin var
Oğlun, kızın ne hısmın var?
Her bir irenkte resmin var
Nere baksam orda sensin
Türlü türlü dillerin var
Ne acayip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin?
Ademi sürdün bakmadın
Cennete de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın?
Cehennemin var da senin?
Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acayip sır da senin...
Tarikat kutbundan tecrit olmayan
Yediği haramdır yese ne fayda.
Makbul dergah diyetine girmeyen
İlahi öz şahım dese ne fayda.
İsmimisen bak hayrına düşmeyen
Dört kapıdan kırk makama geçmeyen
İşleğini Yetmişüçe seçmeyen
Güruh-u Nacviyim dese ne fayda
Köhneyi Nuh gemisine binmeyen
Nar-I padan abu hakka ermeyen
Kubbeyi alemde yunup kanmayan
İsmine evladım dese ne fayda
Cebrail havada nice yıl döndü
Çok vakit Allahı gayipten bildi
Görünce bir kubbe üstüne kondu
Sen sensin ben benim dese ne fayda.
Adem kubbe idi kubbe O idi
Cihan ne derya idi ne de su idi
Evel ahir gene dünya bu idi
Ahmak buna özün yorsa ne fayda.
Fedelli tecelli noktayı haya noktayı baya
Gah hece okudur gah verir zaya
Özü çürük kiriş taksan bir yaya
Eremez menzile kursa ne fayda.
SANA NE
Adem’i balçıktan yoğurdun yaptın
Yapıp da neylersin bundan sana ne
Yarattın insanı saldın cihana
Salıp da neylersin bundan sana ne
Bakkal mısın teraziyi neylersin
İşin gücün yoktur gönül eğlersin
Kulun günahını tartıp neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne
Katran kazanını döküver gitsin
Mümin olan kullar didara ersin
Yılana ermeyle tamuyu yutsun
Söndür şu ateşi bundan sana ne
Sefil düştüm bu alemde naçarım
Kıldan köprü yaratmışsın geçerim
Şol köprüden geçemezsem uçarım
Geçir kullarını bundan sana ne
Kaygusuz’um aydur cennet yarattın
Nice kullarını ceh’neme attın
Nicesin ateş-i aşk ile yaktın
Yakıp da nelersin bundan sana ne
Kul Hasan, Halk Ozanı
Hasan Gören' den deyişler
www.hayribalta.cjb.net
SENDEN KORKMUYORLAR ALLAH’IM
Bu depremi Allah yaptı diyorlar
Söze hile katıyorlar Allah’ım
Şerefsizler senden utanmıyorlar
Seni suçlu tutuyorlar Allah’ım
Kaçak yapılara ruhsat verdiler
Nice milyarlarca rüşvet verdiler
Deprem yapan Tanrı suçlu dediler
Suçu sana atıyorlar Allah’ım
Yıkılmamış sağlam yapılan bina
Suçlu şeytan suçun atıyor sana
Ruhsat veren halkı boyadı kana
Halkı soyup yutuyorlar Allah’ım
Deprem kuşağında Marmara Bolu
Yıkıntıların altı ceset dolu
Belli oldu, göründü asıl suçlu
Suçluyu affediyorlar Allah’ım
Arsa mafyasına al sat demişler
Halkı uyut kandır aldat demişler
Vurgunu paylaşmış birlik yemişler
Para pula tapıyorlar Allah’ım
Binaları çürük yapıp sattılar
Suçu Allah’a atıp çıktılar
Yüz binlerce ölü şişip koktular
Kanal kazıp örtüyorlar Allah’ım
Kul Hasan halk derdi sinemde yara
Diyorlar ki halkın kaderi kara
Asalağın dini imanı para
Senden asla korkmuyorlar Allah’ım
ALLAHSIZ ADAM MIYIM?
Allah’a yok demem haşa
Ben Allahsız adam mıyım
Kayıpta aramam boşa
Ben Allahsız adam mıyım
Adem bahardır, Adem yaz
Adem kıble, Adem hicaz
Melek bana kıyar niyaz
Ben Allahsız adam mıyım
Gözümdeki gören Hak’tır
Kalbimdeki duran Hak’tır
Nefes alıp veren Hak’tır
Ben Allahsız adam mıyım
Kul Hasan Allah’a bende
Hak, şah damarımda kanda
Canımın içinde canda
Ben Allahsız adam mıyım
GÖRÜYORUM
İnsan-ı kâmilde gerçekçi kulda
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Çiçekte, çimende, bülbülde, gülde
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Her ne yana baksam Allah var başta
Bismillah yazılı göz ile kaşta
Geceleri ayda, gündüz güneşte
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Her yüzde Allah’ın nuru var parlar
Allah’ı ademde göremez körler
Meleklere Adem’e secdegah derler
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Aziz yurttaş tefekkür et düşün bak
Allahsız döner mi bu çark-ı felek
Allah kayıp ise kayıp demek yok
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Kul Hasan’ım Allah insanda inan
Böyle buyuruyor dört kitap Kuran
Secde eylemedi Ademe şeytan
Ben Allah’ın varlığını görüyorum
Gördüm De Geldim
İlme Hizmet Edip, Uykudan Kalktım
Sarık Seccadeyi Elden Bıraktım
Vaizin Her Gün Ki Vaazından Bıktım
Ramazanı Sele Verdim De Geldim
Karnım Acıktıkça Kederim Arttı
Hele Hac Kaygısı Ayrı Bir Dertti
Paralılar Hemen Hac'oldu Gitti
Şeytanı Taşlarken Gördüm De Geldim
Dört Kitabı Koyup Torbaya Astım
Cennet Hurisinden İlgimi Kestim
Muskacı Hocaya Sanmayın Sustum
Ağzının Payını Verdim De Geldim
Aklım Ermez Ahret Eğlencesine.
Saygım Var İnsanın Düşüncesine
Hayal Cennetinin Has Bahçesine
Yobaz Sürüsünü Sürdüm De Geldim
İbreti Emelim İnsana Hizmet
Eşim Bana Huri, Evim De Cennet
Hacıya, Hocaya Kalmadı Minnet
İbriği, Tespihi Kırdım Da Geldim
Gönülden Bağlıyız Cananımıza
Hakk'ı Pek Yakından Gördük İnandık
İlk Başta Danıştık Vicdanımıza
Gerçekler Yoluna Girdik Uyandık
Hakikat Denildi Erkanımıza
Naci Güruhuna Bendeyiz Bende
Hakk'ı İspat Edip Kamil İnsanda
Şeytanı Tanıyıp Düşmeyen Fende
Odur Layık Olan İhsanımıza
Gerçek İrfanıdır Bizim Gıdamız
Meleklerin Secdegahı Ademiz
Ancak Özün Bilen Duyar Sedamız
Cahil Ermez Sırrı İrfanımıza
İyi İnceledik Biz O Kuran'ı
Bir Canlı Kitapta Okuduk Onu
Arif Ol Da Evvel Kendini Tanı
Yoksa Aklın Ermez Lisanımıza
İbreti, Razıyım Lütufa Kahra
Asla Değer Vermem Cahile Köre
Elim Göğe Açıp Eğilmem Yere
Gönülden Bağlıyız Cananımıza
BİR ŞAH OLSAM
Bir şah olsam hükmeylesem cihana
Kilise mescidi yıkar giderdim
Okullar yapardım bütün insanlığa
Cehaleti kökten söker giderdim
Fabrikalar kurardım her yerde
İkiliği kovar idim bu serde
Ayrı gözle bakmaz idim bir ferde
Cihana bir gözle bakar giderdim
Gerçek insanları bilirdim Allah
Ondan gayrısına tapmazdım billah
Ne gavur kalırdı ne de Müslüman
Yerine bir arpa eker giderdim
İnsanlıktan başka olmazdı Cennet
Yok olurdu İsa, Musa, Muhammed
Kalkardı dünyada mezhep, tarikat
Dinlerin bağını çözer giderdim
Bir olurdu zengin fakir her zaman
Çaresiz dertlere olurdum derman
Ne gavur kalırdı ne de Müslüman
Tümünü bir yola çeker giderdim
Gece gündüz çalışırdım millete
Bir faydalı kul olurdum elbette
Bir ırmak olur güneşten öte
Yeni fezalara akar giderdim
O günü görseydim yüzüm gülerdi
Dünyada insanlar bayram ederdi
Ne bir sıla kalırdı ne de bir atom
Bir ulu deryaya döker giderdim
İbreti der ki varlığımız bitmezdi
İnsanoğlu yanlış yola gitmezdi
Ayrı gayrı devlet kalmazdı
Dünyaya bir bayrak diker giderdim
SITKI BABA (AŞIK PERVANE)
Mahlasım Pervane gezdim bir zaman
Sıdki mahlasını verdi bir üstad.
Yedullah suresi okundu ilan
Hamdülillah beni eyledi irşad.
Hicab perdeleri kalktı gözümden
Türlü hikmet zahir oldu özümden
Kerem buldum kadd-i serfirazımdan
Anın içün böyle olmuşum dilşad.
Erişti feyz-i Hak eseri cana
Açtım gözlerimi baktım cihana
Çok şükür kul oldum azim sultana
Harabe kalbimi eyledi bünyad.
Erenler Şahı'ndan dersimi aldım
Doksan bin kelamın künhünü buldum
Aslı bir noktadır zatını bildim.
Her, cana söylenmez iş bu istidad.
SIDKİ sadık bu mahlası bulalı
Kalmadı gönülde dünya melali
Mabudum, maksudum Nur-i Cemali
Ol bana Şirin'dir, ben ona Ferhad.
Omar Hayyam,
Sarhoşken Arabın devesini öldürünce Hamza
Peygamber, şarabı yalnız haram etmiş ona
Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama
O var sandığın şey yoktur boşa arama
Ben içerim, ama senin gibi kötülük yapmam
Şaraba taparım senin gibi kendime tapmam.
Cılız karıncalarız, Süleyman değiliz biz
Biz aşka tapanlarız, Müslüman değiliz biz
Sen sorguya çekmeden ben sorgularım seni
Ey Tanrı, hangi günahım için öldürdün beni
Herkes koyu Müslüman dönerken
Biz tam putperest döndük Kâbe’den
Şarap haram olsa da bana göre hava hoş
Hem, bana sorarsanız, haram olan her şey hoş
Seccadeye yatanlar eşek değil de nedir?
Müslüman geçinir ya, gâvurdan da beterdir
Her gün tevbe eder bozarız biz
Sarhoş doğduk, sarhoş yaşarız biz
Kızıl şarap iç solgun yüzüne bir renk gelsin
Şu yaşamına ahenk, işlerin de denk gelsin
Ben şarap ile çalgıda buldum saadeti
Dinim dinsizliktir, bıraktım her ibadeti
Bize yıllanmış şarap size cami kilise;
Sizler cennetliksiniz, cehennemliğiz bizse
Şarap ile yıkayın beni öldüğüm zaman
Tabutumu yapınız üzüm asmalarından
* * *
Pir Sultanım şu dünyaya
Dolu geldim, dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni
Ben Ali’yim Ali benim
* * *
Koyup dünya davasını
Hak´a verip sevdasını
Doğrulayıp öz nefesini
Şeytanı öldüren gelsin!"
( Pir Sultan Abdal )
* * *
"Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
Çağırma meclis-i riyaya bizi
Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır."
( Nesimi )
* * *
Dervişlik hırkada, taçda değildir
Hararet nardadır, sacda değildir
Her ne ararsan, kendinde ara
Kudüs’te, Mekke’de Hac’da değildir.
* * *
Aşığım elimde sazım
Hiç kimseye değil sözüm
Zannetme ki kitapsızım
Canlı Kuran özüm benim
İyice inceledik biz o Kuranı
Biz “canlı kitap”ta okuduk onu
Arif ol da evvel kendini tanı
Yoksa aklın ermez lisanımıza
* * *
´Gardaş
Gönül sende, sevgi sende, yar sende
Sen de ara, sen de seni bul gardaş
Mürşit sen de, Rehber sen de, Pir sende
Sende ara, sende seni bu gardaş
Şehir sende, yayla sende, köy sende
Nehir sende, derya sende, çay sende
Yıldız sende, güneş sende, ay sende
Sende ara, sende seni bul gardaş
İsa sende, Musa sende, Tur sende
Çözülmeyen gizli gizli sır sende
Hakkın büyük hazinesi var sende
Sende ara, sende seni bul gardaş
Der Hüdai, akıl, ilim, fen sende
Dünya sende, ahret sende, han sende
Allah sende, Kuran sende, din sende
Sende ara, sende seni bul gardaş
* * *
Mir´ati sözlerin canlı muamma
Ülül-ebsar olanlara hüveyda
Elsiziz, dilsiziz, belsiziz amma
Gezerin alemden erkekçesine
* * *
Bu dünyanın temelini
Kurup yoğuran ben idim
Hiç yokken Adem nesli
Adem’i doğuran ben idim
Yeşil kandil nuru benim
Cennetteki huri benim
Aden ata yari benim
Şit’i doğuran benim
Geçen peygamber bir, bir
Hep bende aldı feyiz-i- nur
Musa’ya dahi dağ-ı Tur
İsa’yı doğuran ben idim
* * *
Gahi Nebi, gahi Ali göründüm
Gahi uslu, gahi deli göründüm
Gahi Ahmet, gahi Ali göründüm
Kimse bilmez sırrımı Hallaç idim ben.
* * *
Aşkın şerbetinden içtim hak oldum
Kudretin donunu giydim pak oldum
Hem Hakka ulaştım hem Hak da oldum
Anın için ırat etmem ölümü
* * *
Gel barışak küslerim
Ben beni bilmezdim hatır kırardım
Meğer ilmim noksan imiş bilemedim
Ben insandan başka ilâh arardım
Meğer ilâh insan imiş bilmedim.
Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur mezarımı süslerim
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar
Gök yüzünde dalgalanır seslerim
Ne zaman toprakla birleşir cismim
Cümle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalır, ne de bir hasmım
Eski düşmanlarım olur dostlarım
Evvel de topraktır, sonra da adım
Geldim gittim bu sahnede oynadım
Türlü türlü tebdil ata uğradım
Gani viran şen olurdu postlarım
Benden ayrılınca kin ve buzuğum
Herkese güzellik gösterir özüm
Topraktır cesedim, güneştir özüm
Hava yağmur uyandırır hislerim
Alimlerin alimini ölçer biçerler
Hanını hasını eler seçerler
Bu dünya fanidir konar göçerler
Veysel der ki gel barışak küslerim
Mevlana hac için:
"Ey Hacca gidenler, nereye böyle ?
Tez gelin çöllerden döne döne,
Aradığınız sevgili burada,
Duvar bitişik komşunuz.
Durun, gördünüzse suretsiz suretini onun,
Hacı da sizsiniz, Kabe de,
ev sahibi de" demekten
kendini alamamıştır
"Yaşamın sırlarını bileydin,
Ölümün sırlarını da çözerdin.
Bugün aklın var bir şey bildiğin yok,
Yarın akılsız neyi bileceksin?
Bu dünyadan başka dünya yok, arama.
Senden benden başka düşünen yok, arama.
Vazgeç ötelerden, yorma kendini.
O var sandığın şey yok mu, o yok, arama.
Kimi dinde imanda buldu yolu,
Kimi akıl, bilim yolunu tuttu.
Derken bir ses geldi karanlıklardan;
"Gafiller, doğru yol ne odur ne bu"...
Hep arar dururdum dünyaya geleli,
Alın yazısını, cenneti, cehennemi.
Hocam kesti attı sağlam bilgisiyle;
"Alın yazısı, cennet, cehennem sende" dedi.
Biz aşka tapanlarız, Müslüman değil,
Cılız karıncalarız, Süleyman değil.
Biz eskiler giyen benzi soluklarız,
Pazarda sırma satan bezirgan değil.
Ben kendiliğimden var değilim bu varlığımla,
Kendim çıkmış değilim elbet bu karanlık yola.
Bir başka varlıktan gelmiş bendeki varlık.
Ben dediğin kim ola, nerede, ne zaman var ola?
Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil,
Erdiğim sırları söylemek elimde değil.
Aklım düşüncenin derin denizlerinden,
Bir inci çıkardı ki, delmek elimde değil.
Yetmiş iki millet, bir o kadar da din.
Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin.
Kafirlik, Müslümanlık neymiş, sevap, günah ne?
Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.
Dün özledim de seni coştum birden bire,
Çıktım, senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi ta yukardan, yıldızlardan;
"Gafil" dedi, "Bizde sandığın Tanrı sende".
YUNUS der ki, DİNLE BİRAZ!
DİL'de İMAN, DİN'de NAMAZ
BEŞ VAKİT'le GÖNÜL kanmaz,
GÖNLE yazdık, biz çok şükür!
"Ay oldum aleme doğdum,
Bulut oldum göğe yağdım,
Yağmur olup yere yağdım,
Nur oldum güneşe geldim "...
"İkiliğe terk et,
Birlik makamı tut.
Canlar canın bulursun,
Birlik içinde"...
Bana seni gerek seni.
Işkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni.
Ben yanarım dünü günü,
Bana seni gerek seni.
Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim.
Işkın ile avunurum.
Bana seni gerek seni.
Aşkın aşıklar öldürür,
Aşkı denize daldırır.
Tecelliyle doldurur.
Bana seni gerek seni.
Işkın şarabından içem,
Mecnun olup dağa düşem,
Sensin dün ü gün endişem.
Bana seni gerek seni.
Eğer beni öldüreler,
Külüm göğe savuralar,
Toprağın anda çağıra,
Bana seni gerek seni.
Yunus durur benim adım,
Gün geçtikçe artar odum.
İki cihanda maksudum,
Bana seni gerek seni."
* * *
Çağın Yezidi'ni tanı.
Görgü, bilgi alimliktir,
Kamil olmak salimliktir,
Yezit demek zalimliktir,
Çağın Yezidi'ni tanı.
Gör ve izle sağı solu,
Gel incitme dürüst kulu.
Bak, her taraf zalim dolu...
Çağın Yezidi'ni tanı.
Kim ki bundan ilham almaz,
Attığı taş hedef bulmaz.
İyi insan Yezit olmaz,
Çağın Yezidi'ni tanı.
Var ya sahte, riyakar, it,
Katil, hırsız, münkir, müfrit...
Kötü insanlardır Yezit,
Çağın Yezidi'ni tanı.
Derviş Kemal duymak için,
Kurallara uymak için,
Gerçek tavır koymak için,
Çağın Yezidi'ni tanı.
*
* *
Gördüm seni
Yüce Tanrım hiç saklanma,
Vallah billah gördüm seni.
Sen kendini gizli sanma,
Vallah billah gördüm seni.
Akıl kibritini çaktım,
Mantık şamdanını yaktım,
Can gözümü açıp baktım,
Vallah billah gördüm seni.
Kamu eşya ins-ü cinde,
Gerek mescit, gerek cemde,
Irksız, farksız her ademde,
Vallah billah gördüm seni.
Ben sendeyim, sen bendesin,
Yüreğimin içindesin,
Varsın zahir yalan desin
Vallah billah gördüm seni.
Derviş Kemal der ki yarsın,
Nere baksam orda varsın.
Gören göze aşikârsın,
Vallah billah gördüm seni.
* * *
Bir ömür boyunca horlandım, ancak,
Buna rağmen seviyorum Ali’yi.
Çile çekip hayli zorlandım, ancak,
Buna rağmen seviyorum Ali’yi.
Şah’ı sevdim diye hakir gördüler,
Ak alnıma kara leke sürdüler,
Kimi zındık, kimi dinsiz dediler,
Buna rağmen seviyorum Ali’yi.
Nice iftiraya maruz kalmışım,
Yüreğimden derin yara almışım,
Çaresizlik girdabına dalmışım,
Buna rağmen seviyorum Ali’yi.
Ali’yi seveni suçlu saydılar,
Bu nedenle nice cana kıydılar,
Bizim başımıza cennet koydular,
Buna rağmen seviyorum Ali’yi.
Derviş Kemal bu aşk beni bezdirdi,
Yaşam boyu dert gönlümü yüzdürdü,
Yıllar yılı yobazlara ezdirdi,
Buna rağmen seviyorum Ali’yi.
* * *
Bende Cennet bende tuba bendedir
Alem-i vahdette yoktur gayri hiç
Cümle mevcudat-i eşya bendedir
Ger dilersen hakki görme Seyfiya
Gel beru gel Tur-u Musa bendedir
* * *
Dostlar ben Allah’ı inkar etmedim
Bu şekilde hayvan kalana çattım
Şeriatı savdım, yere yatmadım
Gösterişe namaz kılana çattım.
Ne sakal ne bıyık dosta yetirir
Ne dua ne telkin canlar bitirir
Ne muska ne divit Hak'ka götürür
Ben canlı içinde yalana çattım.
Mahzuni Şerif
* * *
Söyle bakalım.
Lânet olsun sana Ey Yezit Pelid
Kızılbaş mi dersin söyle bakalım
Biz ol aşıklarız ezel gününden
Rafızî mi dersin söyle bakalım.
Ey Yezit, geçersen Şahın eline
Zülfükarın çalar senin beline
Edeple girdik biz kırklar yoluna
Kızılbaş mi dersin söyle bakalım.
Yuf etti erenler münkir size
İftira ettiniz sizler de bize
Muhammed sizleri tas ile eze
Rafızî mi dersin söyle bakalım
Pir Sultan’ım eder lânet Yezide
Müfteri yalancı Yezitler sizi
İste Er meydanı çık meydan yüze
Rafızî mi dersin söyle bakalım.
* * *
Düşüp hâke (toprağa) kırıldı çok Kızılbaş
Gazâ içün zırhlar döktüler yaş
İderler gerçi dâvâ-yı velîlik
Hezimet (yenilgi) mi olur şan-ı Alî'lik
Anun çün ismi olmuşdur Kızılbaş
Görünür tenlerinde çok Kızılbaş
Yakalar yırtuben çâk oldular (parçalandı) hep
Döküldüler kamu (hep) hâk (toprak) oldular hep
Kırmızı taç ile toldı mahreke (savaş alanı)
Kimi Varsak kimi Menteş kimi Teke
Dutdi yek-ser (baştan başa) gökyüzin şarkî
(doğulu) sipâhî (asker)
Elde tığ (kılıç)-u- dillerinde Şah Şah
(Babai ayaklanması)(63)
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE (318)
Telli sazdır bunun adı
Ne ayet bilir ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde
Venedik’ten gelir teli
Eriktendir bunun kolu
Hey Allahın şaşkın kulu
Şeytan bunun neresinde
Abdest alsan aldı demez
Namaz kılsan kıldı demez
Kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde
İçinde mi dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde
Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde
NEYE YARAR DİZ NAMAZI:
Palan Koşum:
Var her işin zor olanı
Kılmak kolay düz namazı
Olduysan bir şark yılanı
Neye yarar diz namazı
*
Ozan Armutçu:
Vardır her işin kolayı
Yüce Mevla’dan dolayı
Olamadım bir Garp Ozanı
Bize yarar biz Namazı.
*
Edebiyat edep yahu!
Yüreklere hitap yahu!
Her mısra bir kitap yahu!
Yunus kılmış söz namazı
*
Edebiyat sebep yahu!
Şairlere hitap yahu!
Her Ozan bitap yahu!
Ozan kılmış köz Namazı.
*
Sevdadır âlemde yüce,
Gönül çözer gündüz gece,
Aşk denilen zor bilmece,
Bir ilahi haz namazı.
*
Mevla’dır âlemde yüce
Şair çözer hece hece
Ozanlık zor bilmece
Sonbahar kış yaz namazı.
*
Gösterişte gözü kara
Seccadeyi serer yola
Mevlam şaşırmış her kula
Nasip eyle öz namazı
*
Dürüstlükte gözüm kara
Hoşgörüyü serdim yola
Mevladan akıl İ-zan kula
Nasiptir iki göz Namazı.
*
Mümin olan takmaz tasma!
Anlamadan bize küsme!
Boş yere hiç yüzün asma;
Yüze gülmek yüz namazı!
*
Hayvan olan takar tasma
Anlamadan bize yazma
Boş yere Ozanlara kızma
99 değil yüzlere yüz Namazı.
*
Ferhat aşkla dağlar deler,
Şehriyârlar göğü eler,
Mahzunî, gönüller çeler
Veysel kılar saz namazı...
*
Yunus ateşi dağlar deler
Münkir Nekir Sevap eler
Mahsunî dişlerini biler
Veysel kıldı Arz Namazı.
*
Hayat yolu bak bir içim,
Zordur nefsin ile geçim,
Her anı bir ince seçim,
İmanınla sez namazı...
*
Hayat yolu bakma O biçim
Kolay mı bu çağda geçim
İkidebir oluyorsa seçim
Politikanla bin kez Namazı.
*
Ne saç sakal, ne kavuk, fes;
İnsanı bildik mukaddes,
Hakkı andık nefes nefes,
"Böyle kıldık biz namazı!..."
*
Saç sakal senin olsun Fes
Kuran kuldan Mukaddes
Hakkı anmayanın yeri kümes
Siz mi kıldınız? Siz! Namazı.
* * *
Çalış kazan ye yedir
Bir gönül ele getir
Bin Kabeden yeğrektir (iyidir)
Bir gönül ziyareti
Bir kez gönül kırdın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet bile
Elin yüzün yumaz değil
******
Barıştan Yana...
Zulüm için zalimlere
Evlat yollaman Analar
Bile bile ölümlere
Mendil sallaman Analar
Oda Ana, buda Ana
Buna nasıl can dayana
Oy Ana, An'a Ana
Olalım Barışdan yana!
Kan içinde yatlarını
Yüzdürürler botlarını
Kirli savaş atlarını
Artık yemlemen Analar
Oy Ana, An'a Ana
Olalım barış'dan yana.
Şah Turna yol gözler ana
Kıyar mı bir can bir can'a?
Ellere yakışır kına...
Kanla allaman Analar
O da Ana, buda Ana
Buna nasıl can dayana
Oy Ana, An'a Ana
Olalım Barışdan yana!..
Söz ve Müzik: Aşık Şah Turna
MUM YAKTIK IŞIK OLDUK
KARANLIK YILLARDA
Karanlık yıllarda ışık ararken
Mum yaktık söz oldu dinle bahtıyar
Bin yıl eveli ilm irfan ararken
Saz çaldık söz oldu dinle bahtiyar
Emevi abbasi vurdu inletti
Kılıç kama ile cihatı etti
İnsanlık alemi ezildi bitti
Cem tuttuk söz oldu dinle bahtiyar
Selçuklu osmanlı yarı imanlı
Yıllar yılı elleri oldu kanlı
Yolu yönü arap halife donlu
Dik durduk söz oldu dinle bahtıyar
Millet ırk insana koydular isim
Hanadan yerine kapital kesim
Varıdım o günde duymazlar sesim
O olduk söz oldu dinle bahtiyar
Sınırlı takımlı bölündü dünya
İlmin yolunda olan gitti aya
Rüyalar görürken cennetten yana
Baş koyduk söz oldu dinle bahtiyar
Halife molla hoca kadı kanun
Hak kelamı söde özleri melun
Bu çark yıllar bela başına kulun
Dur dedik söz oldu dinle bahtiyar
Ülkeler kuruldu yöneten oldu
İnsanlık aynada kendini gördü
Bilinen dinciye bu dünya dardı
Bil dedik söz oldu dinle bahtiyar
Yaratan adına verildi ferman
Yakıldık kesildik insaf el aman
Maraşta çorumda sivasta duman
Gör dedik söz oldu dinle bahtiyar
Emperyalist paylaşım yapar pilan
Söyledik ezilen topluma uyan
Sistemi içinde halkları soyan
Sor dedik söz oldu dinle bahtiyar
Atmışlı yıllarda direndik ayık
Sırtımız söküldü kesildi bıyık
İskence zindanlar kazıldı oyuk
Dur dedik söz oldu dinle bahtiyar
Tam bagımsız bir türkiye adına
Semeri vurdu demirel kır atına
Keyfi kıyıldı yiğitler canına
Of dedik söz oldu dinle bahtiyar
Kapalı ikili kararlar alındı
Hükümler verildi ipe salındı
Dogru gerçek daha sonra görüldü
Vah dedik söz oldu dinle bahtiyar
Göbekten bağımlı agabey devleti
Diyarı gurbete attı milleti
Görmedik gerici olan zihneti
Uy dedik söz oldu dinle bahtiyar
Topragı olmayan vatana aşık
Karnı aç evinde bulunmaz ışık
Ülkemde evimde kabedir eşik
Bu dedik söz oldu dinle bahtiyar
Eğitim öğretim görmeyen bizler
Kimin adına öldük içim sızlar
Bir gün elbet çözülür erir buzlar
Şu dedik söz oldu dinle bahtiyar
Altmış yıl da sağ zihniyet adına
Süs oldu emek beyler yat,ına
Saygı olmaz daha ana kadına
Ver dedik söz oldu dinle bahtiyar
Kurandı imandı baglanır başım
Cahil koyarlar boşa geçer yaşım
Sıkıntı töbekar söküldü dişim
Zor dedik söz oldu dinle bahtiyar
Fezali insandır sorarsan eger
Tanışıp anlamak muhabbet deger
Dünyanın merkezi insanmış meger
Bil dedik söz oldu dinle bahtiyar
ZORUNLU DİNDERSİ
Zorunlu dindersi dinayet emri
Ağlayıp sızlanma çek restini be
Büyük yürüyüş yap yık bu devri
Fidanlar yetiştir çek restini be
Eylemler yapılsın yeter bekleme
Gerçek oki daha sorun ekleme
Halkın ğücünü örğütle saklama
Şikayetci olma çek restini be
Eritme sindirme tutmadı gördün
Bu yobaz sürüye nice can verdin
Tutarlı örgütlen sağlam tut ferdin
Hükümet sallansın çek restini be
Vatanmış görev yaparız yıllardır
Hak alınır örgütlü sanma zordur
Her sorunun elbet çözümü vardır
Yürüde meydana çek restini be
Alevi adın özünde insanlık
Devrimi yapki yıkılsın kulluk
Gizli saklı duran şu padışahlık
Şanı şöhretine çek restini be
Gerçek çözüm birlikte çare bulur
Ayaklan yoksa daha yıl yıl durur
Tek yürek beden ğüç olan kurtulur
Birliğin yolunda çek restini be
Bu günden yarına uzatma işi
Çınlatsın ayaklar dağ ile taşı
Ezilsin yılanın zehirli başı
Geride kalana çek restini be
Bilinen görünen çözümü üret
Öğrensin herşeyi ayıksın millet
Özgürce eşit olsun hakca devlet
Yalana dolana çek restini be
Binbir çiçek açan aslı vijdanız
Ülkede bizde vatandaş insanız
İnsanı en yüce bilen canlarız
İnsan olmayana çek restini be
Yaşamı birlikte paylaşım kardeş
Dargınlık kırkınlık bitsin sırdaş
İnançlı kendi olsun sorumlu baş
Huzuru bozana çek restini be
Açık ol her keş tanısın bizleri
Silip atalım yalan dolan sözleri
İster utansın utanmaz yüzleri
Dışarda kalana çek restini be
Tarihler yazdı binlerce verdik can
Ne adına sordunmu döküldü kan
Birer ciğer parça onlar anadan
Bunu bilmiyene çek restini be
De artık son bulsun katliam yeter
Sil bütün intikamı düşmanlık biter
Gün gelir insalar huzurlu yatar
Gerçeği görmeze çek restini be
Fezali özgür hür yaşam arzumdur
İnce hesap gerçek düzeni kurdur
Kurtulan insana bedeli vardır
Gayrıyı tanıma çek restini be
Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin
Kâinatı sen yarattın
Her şeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar'attın
Cömertliğin nerde senin
Evli misin ergen misin
Eşin yoktur bir sen misin
Çark-ı sema nur sen misin
Bu balkıyan nur da senin
Kilisede despot keşiş
İs' Allahın oğlu demiş
Meryem Ana neyin imiş
Bu işin var bir de senin
Kimden korktun da gizlendin
Çok arandın çok izlendin
Göster yüzün çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin
Binbir ismin bir cismin var
Oğlun kızın ne hısmın var
Her bir irenkte resmin var
Nerde baksam orda senin
Türlü türlü dillerin var
Ne acaip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin
Adem'i sürdün bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin
Veysel n'eden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acaip sır da senin
İSLAM BİZİM NEREMİZDE ?
Haci bilmem hoca bilmem
Beş vakit namazı kılmam
Ramazanda oruç tutmam
İslam bizim neremizde ?
Çarşafım yok türbanım yok,
Ehl-i sünnet fermanım yok
Arafat'ta kurbanım yok,
İslam bizim neremizde
Cemimde yok sazımda yok
Karımda yok kızımda yok,
kırpık sakal yüzümde yok
İslam bizim neremizde,
Dem çekerim dolumda yok,
Bilimde yok ilimde yok,
Türkçe duam dilimde yok,
İslam bizim neremizde
Mezhep deyip nifak sokmam,
Tekbir ile insan yakmam,
Tespihim yok takva takmam,
İslam bizim neremizde,
Kandilimiz gecemiz yok
Arapçamız hecemiz yok
Hülleyecek kocamız yok,
İslam bizim neremizde ?
Muhammet'le Ali öldü,
Soyu sopu sürgün geldi,
Meydan Muaviye'ye kaldı,
İslam bizim neremizde,
Ehl-i beyt benim dostum
Ezdiler bağrıma bastım,
Ben İslam'a çoktan küstüm,
İslam bizim neremizde,
Saltanatı halifesi,
Hiç tanımam neyin nesi,
İrticası, Kara sesi
İslam bizim neremizde,
Tutturmuşlar ehl-i sünnet,
Ne cehennem ne de cennet,
Kül köle değilim ümmet,
İslam bizim neremizde,
Tüm dinlerden alıntım var,
Şamanlıktan kalıntım var,
Çok üzgünüm anlatmak zor
İslam bizim neremizde,
Özümde benlik yazılmaz,
Kimseye kuyu kazılmaz,
İç abdestim hiç bozulmaz,
İslam bizim neremizde,
Arıyorum tarıyorum,
Can gözüm var görüyorum,
GAZİ METİN soruyorum,
İslam bizim neremizde ?
Alevi dedesi ve halk ozani Hüseyin Gazi Metin
Hüseyin Gazi Metin
(Dede ve Halk Ozanı)
YOK DEDİLER
Yer,gök yok iken biz var idik
Varın emriyle sır gömleğini giydik
Nikahımız kılındı ervahı ezele erdik
Rahmet deryasından gayrı yok dediler
Mekanımız oldu Rahimi Rahman
Otuz hurufiyle heceyi Kuran
Başımızda tacı belde kemeri nuran
Kalbimiz Furkandır başka yok dediler
Cennetde kubbemiz nur ile ışık
Doğurduk,doğduk sallandı beşik
Adem gördü onun için oldu beşik
Kubbeye girmeye yok yok dediler
Hakk ile mekanda oldu kararımız
Kul olmuşuz ona var ikrarımız
Yaptık yoğurduk verdi fermanımız
Bu dünyadan başka dünya yok dediler
Dünyayı bizler yaptık yoğurduk
Muhammed Ali ervahların doğurduk
Dü cihana tellal olup duyurduk
Hakk dan gayrı ikrarımız yok dediler
Dünya Ahiret iki kısma ayrıldı
Biri baki diğerine fani ismi verildi
Her can aslı aslına sarıldı
Kur’an da kan katil yok dediler
Bakisi Kur’andır fanisi fürkan
Fani dünya için dökülmüştür kan
Baki Hakk’ın emri Hulki Hasan
Benzeri,halefi hiç yok dediler
İmtihan olmak için geldik cihana
Kol kol olup ilan verdik her yana
Şit İsmail ile sarıldık cihana
Ana baba burda dahi yok dediler
Şit ile nikahımız kubbede kılındı
Doğum beşiğimiz sarmalandı sarıldı
Emri fermanımız hem ikrarda alındı
Ervahımız birdir fark yok dediler
Cümlemiz birbirimize eyledik secde
Nur doğdu ademe eyledik müjde
Secdeye varın niyaz eyleyin sizde
Ademle Havvaya secde yok dediler
Fırka-i naci,acıdan ayrıldı
İkrar imana yol nam verildi
Kırklar cemine postumuz serildi
İkrarsıza dar didar yok dediler
Nuhun tufanı çün çıktı bize
Sırdan nikabı çekmişiz yüze
İbrahim Halilullah dediler bize
Narı Nur oldu ateş yok dediler
Sağ kolumuzu verdik hacere
Kurban olana verildi şecere
Mekke yolunda susuz kaldık biçare
Aradık dağı taşı su yok dediler
Ayağımızı vurduk su çıktı yüze
İkrar rahmet deryasında verildi bize
Abu zemzem dediler suyumuza
Bundan başka kevser yok dediler
İbrahim,Hacer aslındandır aslımız
Kureyşi,Haşimi neslindendir neslimiz
Nur ile münevver olmuş ceddimiz
Mustafa’dan gayrı güzel yok dediler
Ana rahmine düştük hayırlı gecede
Bir makam göründü gayet yücede
Doğupta geldik biz haticede
Fatımadan başka güzel yok dediler
Atam Muhammed’dir tacı serimiz
Aliyyül Mürteza belde kemerimiz
Hasan Hüseyindir şebber şübberimiz
Talipten gayrı yol yok dediler
Doğum ile ispat olundu vucut
Rahmet çeşmesi Fadimede mevcut
Cümlemiz birbirimize eyledik sücut
Talipten öteye yol yok dediler
Evladı Resulde yolumuz düzüldü
Talip namıyla ismimiz yazıldı
Doksan bin kürrede geçip süzüldü
Pişipte hall olmuş çiğ yok dediler
Doğumdan doğuma geldik bir kere
Aldılar bizi halka çembere
Arayıp bulamadılar katiyyen şerre
Helal zülal olduk haram yok dediler
Dedem ibrahimi sani ebem emine
Kemerden süzüldük geldik beline
Defterimiz verildi Hacı Kureyşe
Evladı Resuldür yalan yok dediler
Tamam oldu günümüz geldik dünyaya
Nurumuz benziyor güneşe aya
Elestü bezminden temiz bir maya
Süt sümük temizdir pis yok dediler
Anamız emzirdi girdik yediye
Nefs ile düştük dedikoduya
Kulak verildi bed kötü huya
Kendinden bi haber hiç yok dediler
Yirmiye kadar çok bela çektik
Bir iki tarlaya tohumu ektik
Yirmibirinde nikah altına girdik
Ondan sonra haram hiç yok dediler
Kendimizi gördük ne uzun ne kısa
Görürüz yanımızda vardır bir kimse
Taksimi ezelinde verildi hisse
Bundan daha iyi tellal yok dediler
Bize dediler mahşer tellalı
Ak defter ile seçilsin helalı
Tamamen seçilsin hakikat malı
Her şey aşikardır gizli yok dediler
Fadime kim olduğun edelim beyan
Gahi kız geldi,gahi oğlan ayan
Zülfikar eyledik biz ona ihsan
Bunda şek şüphemiz hiç yok dediler
Batin erenleri okudu künyemiz
Kendim Mustafayım,İbrahimdir özümüz
İmam Hasan Hüseyindir Ali ceddimiz
Tasdikli künyesin sen Hakk dediler
İmtihan olduk imtihanımız bitti
Kırkbirinde defterine kayd etti
İkrar iman carımıza hemen yetti
Dünya ahiret korkusu hiç yok dediler
İmam Hasan evladıyız gizli sırrımız
Nice defa geldik kimse bilmez yerimiz
Nesli Hacı Kureyş Mevalidir Pirimiz
Kureyşten gayrı Pir yok dediler
Şimdiki ismimiz koyduk HASANİ SANİ
Ervahı ezelinde Fadime canı
Koyunun evladıyız hemde çobanı
Bu çobandan yüce hiç yok dediler.
Başköylü Seyyid Hasan Efendi
2 Ali
İki Ali vardır, sizinki Arap
Gönüllerde düştür, bizim Alimiz
Sizin Ali, devri eyledi harap
Mazluma yoldaştır, bizim Alimiz
Sizin Ali, kana kine doymadı
Bizim Ali, hiç bir cana kıymadı
Sizin Ali, Hakk’ı insan saymadı
Temsili Zerdüşttür, bizim Alimiz
Sizin Ali, düşman müziğe meye
Bizim Ali, saki olur dünyaya
Sizin Ali, yönün döndü kayaya
Kıblesi güneştir, bizim Alimiz
Sizin Ali, taptı ganimetlere
Bizim Ali, ortak oldu dertlere
Sizin Ali, ruhun verdi kurtlara
Emekçi’ye baştır, bizim Alimiz
12 imam
Muhammet Alinin ismini sorarsan,
Taç Muhammet’tir ismi baş ile geldi,
Eğer Hakkı öz kalbinden ararsan,
Hatice Fatima kaş ile geldi,
Gözde bir nokta var Ali bilirsen,
Fehim edipte Elifi ve Beyi görürsen,
Hasan ile Hüseyin kuş ile geldi,
Zeynel kibrittir secdeye ine,
Bakır burundur kokuyu alır,
Cafer balkıyıp yüzünden durur,
Yedi hat içinde beş ile geldi,
Sakal bıyık Musa'i Kazımı
Rızadır, Taki ağızdır ağular süze,
Naki dudaktır dersimizi yaza,
Hasan Ali Askeri diş ile geldi,
Münkir münafık bu sırra eremez,
Aldanır karaya fehme varamaz,
Evliya yoluna doğru gelemez,
Dolanır mescidi beş ile geldi,
Pir Sultanım değil mi hatemi mühür,
Bunları Hak bilmeyen mutlaka kafir,
Hüdaya çağırır hallakül kafur,
Sevdası bu serde hoş ile geldi.
Ana doluluyum aleviyim ben
Enel hak deyip geri dönmeyen
Ana doluluyum aleviyim ben
Huri gılman cennetine kanmayan
Ana doluluyum aleviyim ben
Sevgidir dinimiz kagbemiz insan
Kırkların ceminde esiştir her can
Bizim için birdir gavur Müslüman
Ana doluluyum aleviyim ben
Vahiye inanmam ilimde varım
Akılla mantıkla yaparım yorum
Cağı yakalamaktır zorum
Ana doluluyum aleviyim ben
Allah ile insanları korkutmam
Cennet iyle cahilleri avutmam
Kıl köprüsü hayal hurafa yutmam
Ana doluluyum aleviyim ben
Ele bele dile sahip özümüz
Can evinden uyanmıştır gözümüz
Kanundur senettir sözümüz
Ana doluluyum aleviyim ben
Mum söndü iftira kuyu kazdığın
Asıp kesip zindanlarda ezdiğin
Kafir diye derisini yüzdüğün
Ana doluluyum aleviyim ben
Kuyucu gihat saclar yavuz selimler
Toplu katliamlar yaptı zalimler
Zalimin zulmünden korkmaz alimler
Ana doluluyum aleviyim ben
Bizim için yapılmıştı zindanlar
Yargısız infazlar kayıp insanlar
Özgürlük uğruna çok verdik canlar
Ana doluluyum aleviyim ben
Kızılbaşlık şöhretimiz tacımız
Gelin birlik olalım bitsin acımız
Bir olur bin doğar bizim gücümüz
Ana doluluyum aleviyim ben
Dinayeti din dersini kaldırın
Örümcek kafalara bilim doldurun
Kimliğimizi tüm dünyaya bildirin
Ana doluluyum aleviyim ben
Beş vakit camide yatıramadın
Asimle edip bitiremedin
Şeytan taslamaya götüremedin
Ana doluluyum aleviyim ben
Yeni bir taktik yeni bir oyun
Alın trilyonları ayrıldı payın
Satılık değiliz eyice duyun
Ana doluluyum aleviyim ben
Gazi Metin silahım yok sazım yar
Horasandan Çamşıhına izim var
Boyun eğmez baş kaldıran özüm var
Ana doluluyum aleviyim ben
Geldik Bu güne siir
Gök Ata’yı kendimize Adem eyledik
Yer Ana’yı kendimize Havva eyledik
Ol bir zerre suyu sır eyledik
O sırrı üfleyip insan eyledik
Ol insanı kendimize kıble eyledik
Sevgiyi din eyledik
Muhabbeti meze
Şarabı kevser eyledik
Halil İbrahim’i sofra eyledik
Ol sofraya İsmail’i kurban eyledik
İlyas’ı deryaya gark eyledik
Yunus’u balığa yem eyledik
Yusuf’u Mısır’a sultan eyledik
Musa’yı Firavun’a çoban eyledik
İsa’yı Arşullah’a bekçi eyledik
Muhammed’i gün
Ali’yi ay eyledik
Adını kendimize ad eyledik
Haksıza boyun eğmeyen Hüseyin’i imam eyledik
Enel Hak Mansur’u dar eyledik
Arabi’nin vahdetini vücut eyledik
Yesevi’nin dört mertebesini kapı eyledik
Ol kapıda İlyas’ı Baba
Bektaş’ı Hünkar-ı Veli eyledik
Ol Bektaş’ı ser çeşmede
Kabe görmeden Hacı eyledik
Mevlana’yı dost eyledik
Tebrizi’yi Şems eyledik
Yunus’u dil eyledik
Abdal Musa’yı cem eyledik
Ol cemde Karaca Ahmet’i gözcü eyledik
Fazlı’yı hançer eyledik
Nesimi’nin derisini eynimize libas eyledik
Yarın yanağından gayrı her yerde
Bedreddin’i kendimize şeyh eyledik
Şah Haydar’ı başımıza kızıl taç eyledik
Sultan Abdal’ı kendimize pir eyledik
Sazını cemimize bülbül eyledik
Fuzuli’yi gül eyledik
Hatayi’yi söz eyledik
Kul Himmet’i üstat eyledik
Virani’yi, Yemini’yi ol üstada eş eyledik
Tüm bunları sırlayıp bir erkan eyledik
Ol erkana serimizi koyup talip eyledik
Hakkı gönül evimize mihman eyledik
Haber saldık peyikler ile
Semah tuttuk geyikler ile
Avaz kıldık turnalar ile
Unutulmasın diye ovalara, dağlara, taşlara, ırmaklara
adımızı ad eyledik
Boyumuz boysun,
Soyumuz soysun diye
Kamber’i kılavuz
Hızır’ı yoldaş eyledik
Sıratı yol
Acıyı bal eyledik
Geldik bugüne...
Kalenderim
Ne dinim var ne imanım
Kalenderim kalenderim
Ne şekkim var ne gümanım
Kalenderim kalenderim
Ne taşlardan arlanırım
Ne sözlerden dillenirim
Çul da giysem sallanırım
Kalenderim kalenderim
Ne salnım ne selatım var
Ne farzım ne sünnetim var
Ne govum ne gıybetim var
Kalenderim kalenderim
Dört kitabı ben yazarım
Kırklara engür ezerim
Kendi reyime gezerim
Kalenderim kalenderim
Hak'ka şükür kızılbaşım
İster sövün ister asın
Hak'ka şükür kızılbaşım
Sevmem ikilik dünyasın
Hak'ka şükür kızılbaşım
İkrar verdim dönmem geri
Bundandır adım serseri
İnsan olduğumdan beri
Hak'ka şükür kızılbaşım
Benden yakın Allah bana
Her sözü bismillah bana
Kem düşünmek günah bana
Hak'ka şükür kızılbaşım
Başta kızılbaş Ali'dir
Ali'nin yolu uludur
Biri de Bektaş Veli'dir
Hak'ka şükür kızılbaşım
Mahzuni aktım çağladım
Hak'ka vardım adım adım
Başıma kızıl bağladım
Hak'ka şükür kızılbaşım
AŞIK MAHZUNİ ŞERİF
DEĞİLİZ
Minareye çıkıp bize bağırma
Haberimiz vardır sağır değiliz
Sen kendini düşün bizi kayırma
Allah’la biz ayrı-gayrı değiliz
Her yerde biz Hakk’ı hazır biliriz
Olgun insanı Hızır biliriz
Bundan başkasını sıfır biliriz
Tahmininiz yanlış, biz kör değiliz
Eğer insanlıksa doğru niyetin
Nefsini ıslah et varsa kudretin
Bize lazım değil senin cennetin
Huriye gılmana esir değiliz
Arapça duaya değiliz mecbur
İster Müslüman bil, istersen gavur
İnsan hor görmek en büyük küfür
Buna inanmışız, münkir değiliz
İBRETİ, bu hâle insan acınır
Ham sofular bu sözlerden gücenir
Aslına ermeyen elbet gocunur
Onu avutmaya mecbur değiliz
NE ÇIKAR
Göremiyor isem gerçek varlığı
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
Sanat edindiysem sahtekârlığı
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
Kemaletim, hidayetim olmazsa
Marifet suyundan kabım dolmazsa
Benden insanlığa eser kalmazsa
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
Dâimi’yim nefse galip olmazsa
İlme fazilete talip olmazsa
Ele-Dile-Bele sahip olmazsa
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar
YARATMAZDIM BEN
Allah’ım senin yerinde olsaydım
Başta kör şeytanı yaratmazdım ben
Her şeye kadir-i mutlak olsaydım
Saklanıp gizlenip aratmazdım ben
Gizlenmezdim çıkar idim meydana
Hiç kimsenin gücü yetmezdi bana
Hakim olsa idim cümle cihana
Haksızı yaşatıp var etmezdim ben
Ahireti getirirdim dünyaya
Eşit hak tanırdım bayana baya
Herkesi koyardım cennet âlâya
Cehennemde yakıp nar etmezdim ben
Sen olsaydım kestirmezdim başı
Yok ederdim bu dünyadan savaşı
Güzel yarattığım kullara karşı
Silah yapıp fitne üretmezdim ben
Kul Hasan’ım kullarıma kızmazdım
Kullarımdan asla ayrı gezmezdim
Kulumun kaderin kara yazmazdım
Haklıyı haksıza yar etmezdim ben
ALLAH OLSAM
Allah olsam sağlam düzen kurardım
Kimse yakıp yıkıp bozmasın diye
Savaş yapan devletleri bağlardım
İnsanlığa mezar kazmasın diye
Hayat yaşamayı ballandırırdım
Bin bir çiçek eker güllendirirdim
Asalağı hemen uslandırırdım
İnsanları üzüp ezmesin diye
Ahret hesabını burada görürdüm
Cennet hayalini terk edin derdim
Erkeklere birer kadın verirdim
Dört kadınla yatıp azmasın diye
Engür şarap benim sevgili badem
Allah olsam bile insandır kabem
Dünyadan yobazlığı yok ederdim
Laikliğe fitne dizmesin diye
Kul Hasan’ım yanlış yola gitmezdim
|